Zatürre şiddetli bir göğüs enfeksiyonu olup akciğerdeki hava keseciklerini (alveoller) etkiler ve iltihaplanmalarına neden olur. Oksijenin kan dolaşımına ulaşabilmesi için akciğerdeki bu alveollerin duvarlarından geçmesi gerektiğinden, bu hastalık potansiyel bir ölüm tehlikesidir, özellikle iki akciğer birden etkilendiyse. Zatürre genellikle hastanede tedavi edilmesi gereken en yaygın ölümcül enfeksiyon türlerinden biridir, ayrıca yaşlılar için daha da tehlikelidir. Buna rağmen çoğu vakada etkili antibiyotik tedavisi uygulanmasıyla geride hiçbir iz bırakmadan tam bir iyileşme sağlanabilmektedir.
Home
Posts filed under Göğüs Hastalıkları
Göğüs Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göğüs Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1.12.2017
Zatürre akciğerde leke bırakır mı
Zatürre şiddetli bir göğüs enfeksiyonu olup akciğerdeki hava keseciklerini (alveoller) etkiler ve iltihaplanmalarına neden olur. Oksijenin kan dolaşımına ulaşabilmesi için akciğerdeki bu alveollerin duvarlarından geçmesi gerektiğinden, bu hastalık potansiyel bir ölüm tehlikesidir, özellikle iki akciğer birden etkilendiyse. Zatürre genellikle hastanede tedavi edilmesi gereken en yaygın ölümcül enfeksiyon türlerinden biridir, ayrıca yaşlılar için daha da tehlikelidir. Buna rağmen çoğu vakada etkili antibiyotik tedavisi uygulanmasıyla geride hiçbir iz bırakmadan tam bir iyileşme sağlanabilmektedir.
1.03.2013
Pulmoner Osteomyelit Hastalığı
Kriptokokkozis Pulmoner Osteomyelit Hastalığı
Pulmoner Nedir?: Akciğer ve Akciğer ile ilgili hastalık.
Osteomyelit Nedir?: Kemik ve iliğin iltihabıdır.
Kriptokokoz'a cryptococcus neoformans adlı, toprakta ve kuru güvercin pisliğinde yaşayan bir mantar sebep olur. Bir şahıs bu organizmayı solunum yoluyla aldığı zaman hastalık meydana gelir, buna en yatkın olan kişiler lösemi veya hodgkin hastalığına tutulmuş olanlar kortikosteroid ilaçlar alanlar ve AİDS hastalığına tutulmuş olanlar gibi bağışıklık sistemi zayıf düşmüş kimselerdir.
Hastalığın Belirtileri
Kriptokokkozis Pulmoner Osteomyelit Hastalığı Teşhis
Bazı durumlarda hafif ateş, göğüs ağrısı ve öksürük gibi (muhtemelen balgam çıkartıran bir ökrüsük) sadece basit belirtiler meydana gelir. Daha ciddi vakalar bronşiti andırır ve akciğerlerde lezyonlar meydana gelir. Mantar akciğerlerde kalabilir veya yayılabilir. Özellikle, merkezi sinir sistemine ve buradan gittikçe artan şiddetli baş ağrılarına ve bunu takiben mide bulantısı, baş dönmesi, iştah kaybı, görüş bozuklukları ve zihinsel harabiyete yol açar.
Doktorunuz akciğerierdeki değişiklikleri tespit etmek için röntgen çekebilir ve mantarın olup olmadığını kontrol için balgam irin veya omirilik sıvısından örnekler alabilir.
Kriptokokoz Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
Bazı hafif vakalar tedavisiz olarak iyileşir, fakat bu durum genellikle bağışıklık sistemleri zaten zayıflamış olan kişileri etkilediği için, kriptokokoz özellikle akciğerlerden dışarıya yayılırsa, ölüme yol açabilir.
Kriptokokkozis Pulmoner Osteomyelit Hastalığı Tedavi
Amphotericin B ve Flucytosirie genellikle enfeksiyonu yaklaşık 6 haftada temizler, akciğerlerde meydana gelen nodüllerin cerrahi olarak çıkartılması tavsiye olunabilir.
Pulmoner Nedir?: Akciğer ve Akciğer ile ilgili hastalık.
Osteomyelit Nedir?: Kemik ve iliğin iltihabıdır.
![]() |
| Pulmoner |
Kriptokokoz'a cryptococcus neoformans adlı, toprakta ve kuru güvercin pisliğinde yaşayan bir mantar sebep olur. Bir şahıs bu organizmayı solunum yoluyla aldığı zaman hastalık meydana gelir, buna en yatkın olan kişiler lösemi veya hodgkin hastalığına tutulmuş olanlar kortikosteroid ilaçlar alanlar ve AİDS hastalığına tutulmuş olanlar gibi bağışıklık sistemi zayıf düşmüş kimselerdir.
Hastalığın Belirtileri
- Hafif ateş
- Göğüs ağrısı
- Öksürük
![]() |
| Osteomyelit |
Kriptokokkozis Pulmoner Osteomyelit Hastalığı Teşhis
Bazı durumlarda hafif ateş, göğüs ağrısı ve öksürük gibi (muhtemelen balgam çıkartıran bir ökrüsük) sadece basit belirtiler meydana gelir. Daha ciddi vakalar bronşiti andırır ve akciğerlerde lezyonlar meydana gelir. Mantar akciğerlerde kalabilir veya yayılabilir. Özellikle, merkezi sinir sistemine ve buradan gittikçe artan şiddetli baş ağrılarına ve bunu takiben mide bulantısı, baş dönmesi, iştah kaybı, görüş bozuklukları ve zihinsel harabiyete yol açar.
Doktorunuz akciğerierdeki değişiklikleri tespit etmek için röntgen çekebilir ve mantarın olup olmadığını kontrol için balgam irin veya omirilik sıvısından örnekler alabilir.
Kriptokokoz Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
Bazı hafif vakalar tedavisiz olarak iyileşir, fakat bu durum genellikle bağışıklık sistemleri zaten zayıflamış olan kişileri etkilediği için, kriptokokoz özellikle akciğerlerden dışarıya yayılırsa, ölüme yol açabilir.
Kriptokokkozis Pulmoner Osteomyelit Hastalığı Tedavi
Amphotericin B ve Flucytosirie genellikle enfeksiyonu yaklaşık 6 haftada temizler, akciğerlerde meydana gelen nodüllerin cerrahi olarak çıkartılması tavsiye olunabilir.
11.19.2011
Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük
Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük
- Balgam çıkaran kronik öksürük;
- Nefes darlığı;
Bu rahatsızlık bronşların cidarlarında kronik iltihaplanma ve kalınlaşmadan ibarettir. Bu hava geçitlerinin daralma derecesi nefes almayı bozacak kadar olabilir ve sıklıkla öksürük krizleri meydana getirmeye yeterlidir. Buna ek olarak iltihaplanma bronşlardaki guddelerin aşırı mukus salgılamasına yolaçar. Böylece akciğerlerimizdeki şişkinlik ve tıkanıklıkları artırarak nefes alma kapasitenizi daha da bozan Uzun süreleri devam eder ve sıklıkla, nükseder ve daimi birhal alabilir.
Kronik tıkayıcı akciğer hastalığına tutulan, çoğu kişilerin hastalığı kronik bronşit ve amfizemdir. Fakat genellikle bu hastalıklardan biri baskındır. Kronik bronşitli kişiler genellikle 35 yaşın üzerinde ve kilo fazlası bulunan vey şişman olma eğilimi gösteren kişilerdir.
Kronik bronşitin ana sebebi sigara içmektir. Fakat hava kirliliği ve işyerindeki tozlar veya toksik gazlar bronşların tahriş olmasına ve kronik iltihaba yolaçabilir. Bu hastalık erkeklerde kadınlara kıyasla daha çok gönülür. Yetişkin erkeklerin yaklaşık yüzde 20'sinde kronik bronşit vardır. fakat gittikçe daha fazla kadın sigara içmekte olduğundan bu hastalığa tutulan kadınların sayısı da artmaktadır.
Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük Teşhis
Kronik bronşitin en büyük belirtisi amfizemden farklı olarak büyük miktarlarda salgı meydana getiren kronik bir öksürüktür. kronik bronşit teşhisi salgı çıkaran ısrarlı bir öksürüğün varlığına dayandırılır( birbirini izleyen 2'den fazla yıl boyunca yılın en az 3 ayı)
Başlangıçta öksürük genellikle kış aylarında belirir, sonra yıllar geçtikçe hemen hemen sürekli bir hal alır. Hastalık kötüye gittikçe öksürüğün tekrar ortaya çıkma durumu daha sıklaşır ve daha şiddetli bir hal alır ve nefes darlığı görülebilir.
Kronik Bronşit Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
Kronik bronşit ciddi bir hastalıktır. Ağır hasta olan kişilerde uzun süre yaşama ihtimali zayıftır, fakat eğer hastalık erken fark edilirse ve eğer hasta sigara içmiyorsa ilerisi daha ümit vericidir.
Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük Tedavi
Eğer sigara içiyorsanız, sigarayı bırakın. Tedavinin diğer önemli amaçlan belirtilerin hafifletilmesi ve solunum yolları enfeksiyonlarının önlenmesidir. Hastalığa karşı ne yapacağınız konusunda doktora danışın.
Öksürüğünüzün şiddetlenmesini önlemek için yapabileceğiniz şeylerden biri boya kokuları, egzoz kokuları ve hatta yemek kokulan ve dumanlarından sakınmaktır. Tozdan, aşın nemli veya kuru ve soğuk havadan kaçınınız.
Kışın evinizde özellikle yatak odanızda nemlendirici bulundurunuz. Eğer mümkünse, nezleli kişilerle temas etmeyiniz. Çünkü bu durum bronşitinizi artırabilir. Havaya göre uygun giyininiz veya nezle ve gribin yaygın olduğu sıralarda kalabalıktan uzak durunuz.
Bol miktarda sıvı içmek, akciğerlerdeki koyu salgıyı sulandırmaya yardımcı olur ve böylece öksürükle çıkması kolaylaşabilir. Fakat kafein ve alkol ihtiva eden içkilerin vücuttan sıvı eksiltme eğilminde olduğunu aklınızda tutun ve dolayısıyla tükettiğiniz miktarları sınırlandırın.
İlaç Tedavisi
Doktorunuz 7 ila 10 günlük bir geniş spekturumlu (etki alanlı) bir antibiyotik (birçok çeşitli bakteriye karşı etkili Olan antibiyotikler, bunlara örnekler ampicilin, erythromycin ve teracycline'dir) tedavisi verilebilir. Bunlar balgamınız renk, hacim veya yoğunluk değiştirirse kullanılacaktır. Bu değişiklikler bir solunum yolu enfeksiyonunun başladığını gösterir. Eğer akciğer testleri hava yollarınızda spazm bulunduğunu gösterirse, doktorunuz bir brorikodilatör (bronş genişletici) de verebilir.
Eğer vücudunuzun akciğerlerinden kana oksijen aktarma yeteneği belirgin şekilde bozulmuşsa, doktorunuz oksijen tedavisi verebilir; bu tedavi ya sürekli ya da takviye mahiyetinde olabilir. Oksijen vermeyi hem evde hem de azami hareketlilik sağlamak için taşınabilir tüplerle vermeyi sağlayacak cihazlar günümüzde mevcuttur.
- Balgam çıkaran kronik öksürük;
- Nefes darlığı;
Bu rahatsızlık bronşların cidarlarında kronik iltihaplanma ve kalınlaşmadan ibarettir. Bu hava geçitlerinin daralma derecesi nefes almayı bozacak kadar olabilir ve sıklıkla öksürük krizleri meydana getirmeye yeterlidir. Buna ek olarak iltihaplanma bronşlardaki guddelerin aşırı mukus salgılamasına yolaçar. Böylece akciğerlerimizdeki şişkinlik ve tıkanıklıkları artırarak nefes alma kapasitenizi daha da bozan Uzun süreleri devam eder ve sıklıkla, nükseder ve daimi birhal alabilir.
Kronik tıkayıcı akciğer hastalığına tutulan, çoğu kişilerin hastalığı kronik bronşit ve amfizemdir. Fakat genellikle bu hastalıklardan biri baskındır. Kronik bronşitli kişiler genellikle 35 yaşın üzerinde ve kilo fazlası bulunan vey şişman olma eğilimi gösteren kişilerdir.
Kronik bronşitin ana sebebi sigara içmektir. Fakat hava kirliliği ve işyerindeki tozlar veya toksik gazlar bronşların tahriş olmasına ve kronik iltihaba yolaçabilir. Bu hastalık erkeklerde kadınlara kıyasla daha çok gönülür. Yetişkin erkeklerin yaklaşık yüzde 20'sinde kronik bronşit vardır. fakat gittikçe daha fazla kadın sigara içmekte olduğundan bu hastalığa tutulan kadınların sayısı da artmaktadır.
Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük Teşhis
Kronik bronşitin en büyük belirtisi amfizemden farklı olarak büyük miktarlarda salgı meydana getiren kronik bir öksürüktür. kronik bronşit teşhisi salgı çıkaran ısrarlı bir öksürüğün varlığına dayandırılır( birbirini izleyen 2'den fazla yıl boyunca yılın en az 3 ayı)
Başlangıçta öksürük genellikle kış aylarında belirir, sonra yıllar geçtikçe hemen hemen sürekli bir hal alır. Hastalık kötüye gittikçe öksürüğün tekrar ortaya çıkma durumu daha sıklaşır ve daha şiddetli bir hal alır ve nefes darlığı görülebilir.
Kronik Bronşit Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
Kronik bronşit ciddi bir hastalıktır. Ağır hasta olan kişilerde uzun süre yaşama ihtimali zayıftır, fakat eğer hastalık erken fark edilirse ve eğer hasta sigara içmiyorsa ilerisi daha ümit vericidir.
Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük Tedavi
Eğer sigara içiyorsanız, sigarayı bırakın. Tedavinin diğer önemli amaçlan belirtilerin hafifletilmesi ve solunum yolları enfeksiyonlarının önlenmesidir. Hastalığa karşı ne yapacağınız konusunda doktora danışın.
Öksürüğünüzün şiddetlenmesini önlemek için yapabileceğiniz şeylerden biri boya kokuları, egzoz kokuları ve hatta yemek kokulan ve dumanlarından sakınmaktır. Tozdan, aşın nemli veya kuru ve soğuk havadan kaçınınız.
Kışın evinizde özellikle yatak odanızda nemlendirici bulundurunuz. Eğer mümkünse, nezleli kişilerle temas etmeyiniz. Çünkü bu durum bronşitinizi artırabilir. Havaya göre uygun giyininiz veya nezle ve gribin yaygın olduğu sıralarda kalabalıktan uzak durunuz.
Bol miktarda sıvı içmek, akciğerlerdeki koyu salgıyı sulandırmaya yardımcı olur ve böylece öksürükle çıkması kolaylaşabilir. Fakat kafein ve alkol ihtiva eden içkilerin vücuttan sıvı eksiltme eğilminde olduğunu aklınızda tutun ve dolayısıyla tükettiğiniz miktarları sınırlandırın.
İlaç Tedavisi
Doktorunuz 7 ila 10 günlük bir geniş spekturumlu (etki alanlı) bir antibiyotik (birçok çeşitli bakteriye karşı etkili Olan antibiyotikler, bunlara örnekler ampicilin, erythromycin ve teracycline'dir) tedavisi verilebilir. Bunlar balgamınız renk, hacim veya yoğunluk değiştirirse kullanılacaktır. Bu değişiklikler bir solunum yolu enfeksiyonunun başladığını gösterir. Eğer akciğer testleri hava yollarınızda spazm bulunduğunu gösterirse, doktorunuz bir brorikodilatör (bronş genişletici) de verebilir.
Eğer vücudunuzun akciğerlerinden kana oksijen aktarma yeteneği belirgin şekilde bozulmuşsa, doktorunuz oksijen tedavisi verebilir; bu tedavi ya sürekli ya da takviye mahiyetinde olabilir. Oksijen vermeyi hem evde hem de azami hareketlilik sağlamak için taşınabilir tüplerle vermeyi sağlayacak cihazlar günümüzde mevcuttur.
2.23.2011
Göğüs Hastalıkları Çeşitleri
Göğüs Hastalıkları Çeşitleri, Göğüs Hastalıkları Nelerdir?:
Akciğer amfizemi nefes darlığı
Akciğer ampiyemi plörezi
Akciğer apsesi apse enfeksiyonu
Akciğer apsesi enfeksiyonu
Akciğer kanseri akciğer kanserleri
Akciğer kanseri belirtiler
Akciğer kanserinin sebebi sigara
Akciğer kanseri teşhis ve tedavi
Akciğer zarı iltihabı
Akciğerin ameliyatla alınması
Akut bronşit tedavisi
Allerjik alveolit çiftçi akciğeri
Allerjik astım tanısı deri testleri
Asbestozis akciğer kanseri
Astım bronşit
Astım bronşit bronşial astım
Astım nöbetlerinin nedenleri
Akciğer büzüşmesi (Atelektazi)
Boğmaca öksürük seyri evreleri
Bronkoskopi akciğer görüntüleme
Bronşektazi bronş genişlemesi
Bronşektazi bronş genişlemesi bronşit
Bronşial astım hastalığının tedavisi
Bronşial astım nöbeti astma
Bronşit bronş iltihabı akciğer
Çocuklarda kistik fibrozis
Endüstri bronşiti çiftçi bronşiti
Histoplazma capsulatum mantar hastalığı
Interstisyel akciğer hastalığı
Koksidiodomikozis granülom lenfadenopati
Kömür işçisi pnömokonyozu silikoz
Kriptokokkozis pulmoner osteomyelit
Kronik bronşit akut bronşit
Kronik bronşit enfeksiyon öksürük
Kronik tıkayıcı akciğer hastalığı
Doğru Düzgün Nefes alma teknikleri
Nefes darlığı dispne zorlu solunum
Oksijen tedavisi oksijen tüpü kullanımı
Pazartesi ateşi humması bisinoz
Plörezi plevral effüzyon
Pnömotoraks akciğer büzüşmesi
Postural drenaj bronşektazi
Pulmoner tromboemboli PTE PE
Sarkoidoz akciğer hastalığı
Solunum nedir solunum sistemi
Tüberküloz verem hastalığı
Zatürre pnömoni akciğer enfeksiyonu
Akciğer amfizemi nefes darlığı
Akciğer ampiyemi plörezi
Akciğer apsesi apse enfeksiyonu
Akciğer apsesi enfeksiyonu
Akciğer kanseri akciğer kanserleri
Akciğer kanseri belirtiler
Akciğer kanserinin sebebi sigara
Akciğer kanseri teşhis ve tedavi
Akciğer zarı iltihabı
Akciğerin ameliyatla alınması
Akut bronşit tedavisi
Allerjik alveolit çiftçi akciğeri
Allerjik astım tanısı deri testleri
Asbestozis akciğer kanseri
Astım bronşit
Astım bronşit bronşial astım
Astım nöbetlerinin nedenleri
Akciğer büzüşmesi (Atelektazi)
Boğmaca öksürük seyri evreleri
Bronkoskopi akciğer görüntüleme
Bronşektazi bronş genişlemesi
Bronşektazi bronş genişlemesi bronşit
Bronşial astım hastalığının tedavisi
Bronşial astım nöbeti astma
Bronşit bronş iltihabı akciğer
Çocuklarda kistik fibrozis
Endüstri bronşiti çiftçi bronşiti
Histoplazma capsulatum mantar hastalığı
Interstisyel akciğer hastalığı
Koksidiodomikozis granülom lenfadenopati
Kömür işçisi pnömokonyozu silikoz
Kriptokokkozis pulmoner osteomyelit
Kronik bronşit akut bronşit
Kronik bronşit enfeksiyon öksürük
Kronik tıkayıcı akciğer hastalığı
Doğru Düzgün Nefes alma teknikleri
Nefes darlığı dispne zorlu solunum
Oksijen tedavisi oksijen tüpü kullanımı
Pazartesi ateşi humması bisinoz
Plörezi plevral effüzyon
Pnömotoraks akciğer büzüşmesi
Postural drenaj bronşektazi
Pulmoner tromboemboli PTE PE
Sarkoidoz akciğer hastalığı
Solunum nedir solunum sistemi
Tüberküloz verem hastalığı
Zatürre pnömoni akciğer enfeksiyonu
2.22.2011
Göğüs Hastalıkları nedir ?
Göğüs Hastalıkları > Göğüs Ağrısı:
Göğüs Hastalıkları: Akciğer Kanseri, Verem - Tüberküloz, Nefes Darlığı, Astım, Bronşit, Öksürük, Zatülcenp, Zatürre gibi hastalıklar başlıca akciğer - göğüs hastalıklarıdır.
Göğüs Hastalıkları
AKCİĞER ve GÖREVLERİ NELERDİR?
Solunum sistemi burun ve sinüslerden başlayıp, akciğerin en uç noktasına kadar devam eder. Akciğerler yaşam için mutlak gerekli olan oksijenin vücuda alınmasını ve vücutta oluşan karbondioksitin dışarı atılmasını sağlar. İnsanda sağ ve sol olmak üzere iki adet akciğer bulunmaktadır. Akciğerler göğüs kafesi içinde yer alırlar. Her iki akciğerin etrafını iki katlı plevra dediğimiz bir zar çevreler.
GÖĞÜS HASTALIKLARINDA YAKINMALAR NELERDİR?
Akciğerler sistemik dolaşımın geçtiği organlar olduğu için, sadece kendi hastalıkları değil diğer organlarla ilgili hastalıklar nedeniyle de yakınmalara neden olurlar. Bu yakınmaların en önemlileri şunlardır:
Nefes darlığı
Hırıltılı solunum
Horlama
Öksürük
Balgam
Ağızdan öksürükle kan gelmesi
Göğüs ve yan ağrısı
Sırt ve omuz ağrısı
Daha az sıklıkla karşımıza çıkan yakınmalar ise şunlardır:
Kilo kaybı
Halsizlik
İştahsızlık
Gece terlemesi
Ateş
GÖĞÜS HASTALIKLARINDA KULANILAN TANISAL GİRİŞİMLER
SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ (SFT) ve REVERZİBİLİTE TAYİNİ
Akciğer hastalıklarının teşhis, tedavi ve takibinde solunum laboratuarı bünyesinde solunum fonksiyon testleri ve reverzibilite tayini (spirometrik tetkikler) yapılmaktadır. Özellikle astım- KOAH ayrımında ve tanı ve tedavisinde, mesleki hastalıkların tanı ve takibinde, gerektiğinde operasyonlar öncesinde SFT yapılmaktadır. Sigara içen ve/veya bırakmak isteyen hastalara en az yıllık periyotlarla SFT yapılması önerilir.
ALLERJİ CİLT TESTLERİ (ACT)
Solunum laboratuarında astım ve alerjik hastalıkların tanısında önemli yeri olan Alerji Cilt Testleri (Prick Test) yapılmaktadır. ACT kol cildine alerjen ekstrelerinin damlatılarak, lanset veya ince çubuklarla dokunulmasıyla yapılan bir testtir. Çocuklarda 2 yaşından sonra yapılması önerilir ve çocukların tolere edebildiği bir tanı aracıdır. Alerjik nezle, farenjit ve ciltte egzama gibi pek çok alerjik hastalığa astım eşlik edebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda astımlı çocukların yarısına yakınında gıda alerjisi saptandığı bildirilmektedir. Alerji Cilt Testi ile gerektiğinde elliye yakın gıda ve solunum alerjenleri uygulanmaktadır. Bu testler sayesinde öncelikle hastalıklardan korunmak mümkün olmaktadır. Gerekli olgularda aşılama (immünoterapi) planlanmaktadır.
BRONKOSKOPİ
Özellikle akciğer kanserinin erken teşhisi ve evreleşmesinde önemli yeri vardır. BRONKOSKOPİ (Fleksibl Fiberoptik Bronkoskopi-FOB-) işlemi bu konuda deneyimli göğüs hastalıkları uzmanınca endoskopi ünitemizde uygulanmaktadır. Bronkoskopi nefes borusu ve bronş ağacının (hava yolları) endoskopik yöntemle incelenmesidir. Fujinon marka bronkoskop ile video eşliğinde uyguladığımız bronkoskopi işlemi, tıbbın son yıllardaki en önemli keşiflerinden biridir. Anestezi gerektirmeyen bir girişim olup yüzeysel uyuşturmayla, gerek duyulduğunda ise uyutularak yapılır.
Bronkoskopi gerektiren belli başlı hastalıklar şunlardır:
Akciğer kanseri ve iyi huylu tümörleri
On günü geçen kronik öksürük
Ağızdan kan tükürülmesi
Özellikle 30 yaş üstü sigara içen bireylerde, zatürre gibi akciğerin iltihabi hastalıkları onrası
Mesleki ve akciğerin dokusunu tutan (interstisyel) hastalıklar
Balgamla teşhis konulabilecek bazı hastalıklarda hasta balgam çıkaramadığı durumlar
Nedeni bilinmeyen nadir görülen akciğer hastalıkları
TORASENTEZ (PLEVRA PONKSİYONU)
Akciğer zarında çeşitli hastalıklar nedeniyle plörezi adını verdiğimiz sıvı birikmesi görülebilir. Bu durumda tanı ve/veya tedavi amaçlı yapılan torasentez işlemi ile alınan sıvının tetkiki mümkün olmaktadır. Akciğer zarında fazla sıvı birikmesine bağlı nefes darlığı olan hastalarda sıvıyı boşaltmak amaçlı da yapılan bu işlem göğüs hastalıklarının diğer girişimsel yöntemi olup hastanemizde yapılmaktadır.
GÖĞÜS HASTALIKLARI NELERDİR?
Göğüs hastalıkları polikliniğinde ayaktan ve gerektiğinde yatarak takip ve tedavi edilen en sık görülen hastalıklar:
Astım ve Allerji
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) ve Amfizem
Uyku Apnesi(uykuda nefesin durması) ve Horlama
Akciğer Kanseri
Akciğerin İyi Huylu Tümörleri
Akciğer Kisthidatiği
Akciğer Zarı Kanseri ve diğer Hastalıkları
Akut ve Kronik Bronşit, Bronşektazi
Zatürre ve Akciğerin İltihabi Hastalıkları
Mesleki (İnterstisyel) Akciğer Hastalıkları
Akciğerlere Pıhtı Atması (Pulmoner Emboli)
Diafragma (akciğer ve batın arasındaki kas) Hastalıkları
Akciğer amfizemi nefes darlığı
Akciğer ampiyemi plörezi
Akciğer apsesi apse enfeksiyonu
Akciğer apsesi enfeksiyonu
Akciğer kanseri akciğer kanserleri
Akciğer kanseri belirtiler
Akciğer kanserinin sebebi sigara
Akciğer kanseri teşhis ve tedavi
Akciğer zarı iltihabı
Akciğerin ameliyatla alınması
Akut bronşit tedavisi
Allerjik alveolit çiftçi akciğeri
Allerjik astım tanısı deri testleri
Asbestozis akciğer kanseri
Astım bronşit
Astım bronşit bronşial astım
Astım nöbetlerinin nedenleri
Akciğer büzüşmesi (Atelektazi)
Boğmaca öksürük seyri evreleri
Bronkoskopi akciğer görüntüleme
Bronşektazi bronş genişlemesi
Bronşektazi bronş genişlemesi bronşit
Bronşial astım hastalığının tedavisi
Bronşial astım nöbeti astma
Bronşit bronş iltihabı akciğer
Çocuklarda kistik fibrozis
Endüstri bronşiti çiftçi bronşiti
Histoplazma capsulatum mantar hastalığı
Interstisyel akciğer hastalığı
Koksidiodomikozis granülom lenfadenopati
Kömür işçisi pnömokonyozu silikoz
Kriptokokkozis pulmoner osteomyelit
Kronik bronşit akut bronşit
Kronik bronşit enfeksiyon öksürük
Kronik tıkayıcı akciğer hastalığı
Doğru Düzgün Nefes alma teknikleri
Nefes darlığı dispne zorlu solunum
Oksijen tedavisi oksijen tüpü kullanımı
Pazartesi ateşi humması bisinoz
Plörezi plevral effüzyon
Pnömotoraks akciğer büzüşmesi
Postural drenaj bronşektazi
Pulmoner tromboemboli PTE PE
Sarkoidoz akciğer hastalığı
Solunum nedir solunum sistemi
Tüberküloz verem hastalığı
Zatürre pnömoni akciğer enfeksiyonu
Göğüs Hastalıkları: Akciğer Kanseri, Verem - Tüberküloz, Nefes Darlığı, Astım, Bronşit, Öksürük, Zatülcenp, Zatürre gibi hastalıklar başlıca akciğer - göğüs hastalıklarıdır.
Göğüs Hastalıkları
AKCİĞER ve GÖREVLERİ NELERDİR?
Solunum sistemi burun ve sinüslerden başlayıp, akciğerin en uç noktasına kadar devam eder. Akciğerler yaşam için mutlak gerekli olan oksijenin vücuda alınmasını ve vücutta oluşan karbondioksitin dışarı atılmasını sağlar. İnsanda sağ ve sol olmak üzere iki adet akciğer bulunmaktadır. Akciğerler göğüs kafesi içinde yer alırlar. Her iki akciğerin etrafını iki katlı plevra dediğimiz bir zar çevreler.
GÖĞÜS HASTALIKLARINDA YAKINMALAR NELERDİR?
Akciğerler sistemik dolaşımın geçtiği organlar olduğu için, sadece kendi hastalıkları değil diğer organlarla ilgili hastalıklar nedeniyle de yakınmalara neden olurlar. Bu yakınmaların en önemlileri şunlardır:
Nefes darlığı
Hırıltılı solunum
Horlama
Öksürük
Balgam
Ağızdan öksürükle kan gelmesi
Göğüs ve yan ağrısı
Sırt ve omuz ağrısı
Daha az sıklıkla karşımıza çıkan yakınmalar ise şunlardır:
Kilo kaybı
Halsizlik
İştahsızlık
Gece terlemesi
Ateş
GÖĞÜS HASTALIKLARINDA KULANILAN TANISAL GİRİŞİMLER
SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ (SFT) ve REVERZİBİLİTE TAYİNİ
Akciğer hastalıklarının teşhis, tedavi ve takibinde solunum laboratuarı bünyesinde solunum fonksiyon testleri ve reverzibilite tayini (spirometrik tetkikler) yapılmaktadır. Özellikle astım- KOAH ayrımında ve tanı ve tedavisinde, mesleki hastalıkların tanı ve takibinde, gerektiğinde operasyonlar öncesinde SFT yapılmaktadır. Sigara içen ve/veya bırakmak isteyen hastalara en az yıllık periyotlarla SFT yapılması önerilir.
ALLERJİ CİLT TESTLERİ (ACT)
Solunum laboratuarında astım ve alerjik hastalıkların tanısında önemli yeri olan Alerji Cilt Testleri (Prick Test) yapılmaktadır. ACT kol cildine alerjen ekstrelerinin damlatılarak, lanset veya ince çubuklarla dokunulmasıyla yapılan bir testtir. Çocuklarda 2 yaşından sonra yapılması önerilir ve çocukların tolere edebildiği bir tanı aracıdır. Alerjik nezle, farenjit ve ciltte egzama gibi pek çok alerjik hastalığa astım eşlik edebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda astımlı çocukların yarısına yakınında gıda alerjisi saptandığı bildirilmektedir. Alerji Cilt Testi ile gerektiğinde elliye yakın gıda ve solunum alerjenleri uygulanmaktadır. Bu testler sayesinde öncelikle hastalıklardan korunmak mümkün olmaktadır. Gerekli olgularda aşılama (immünoterapi) planlanmaktadır.
BRONKOSKOPİ
Özellikle akciğer kanserinin erken teşhisi ve evreleşmesinde önemli yeri vardır. BRONKOSKOPİ (Fleksibl Fiberoptik Bronkoskopi-FOB-) işlemi bu konuda deneyimli göğüs hastalıkları uzmanınca endoskopi ünitemizde uygulanmaktadır. Bronkoskopi nefes borusu ve bronş ağacının (hava yolları) endoskopik yöntemle incelenmesidir. Fujinon marka bronkoskop ile video eşliğinde uyguladığımız bronkoskopi işlemi, tıbbın son yıllardaki en önemli keşiflerinden biridir. Anestezi gerektirmeyen bir girişim olup yüzeysel uyuşturmayla, gerek duyulduğunda ise uyutularak yapılır.
Bronkoskopi gerektiren belli başlı hastalıklar şunlardır:
Akciğer kanseri ve iyi huylu tümörleri
On günü geçen kronik öksürük
Ağızdan kan tükürülmesi
Özellikle 30 yaş üstü sigara içen bireylerde, zatürre gibi akciğerin iltihabi hastalıkları onrası
Mesleki ve akciğerin dokusunu tutan (interstisyel) hastalıklar
Balgamla teşhis konulabilecek bazı hastalıklarda hasta balgam çıkaramadığı durumlar
Nedeni bilinmeyen nadir görülen akciğer hastalıkları
TORASENTEZ (PLEVRA PONKSİYONU)
Akciğer zarında çeşitli hastalıklar nedeniyle plörezi adını verdiğimiz sıvı birikmesi görülebilir. Bu durumda tanı ve/veya tedavi amaçlı yapılan torasentez işlemi ile alınan sıvının tetkiki mümkün olmaktadır. Akciğer zarında fazla sıvı birikmesine bağlı nefes darlığı olan hastalarda sıvıyı boşaltmak amaçlı da yapılan bu işlem göğüs hastalıklarının diğer girişimsel yöntemi olup hastanemizde yapılmaktadır.
GÖĞÜS HASTALIKLARI NELERDİR?
Göğüs hastalıkları polikliniğinde ayaktan ve gerektiğinde yatarak takip ve tedavi edilen en sık görülen hastalıklar:
Astım ve Allerji
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) ve Amfizem
Uyku Apnesi(uykuda nefesin durması) ve Horlama
Akciğer Kanseri
Akciğerin İyi Huylu Tümörleri
Akciğer Kisthidatiği
Akciğer Zarı Kanseri ve diğer Hastalıkları
Akut ve Kronik Bronşit, Bronşektazi
Zatürre ve Akciğerin İltihabi Hastalıkları
Mesleki (İnterstisyel) Akciğer Hastalıkları
Akciğerlere Pıhtı Atması (Pulmoner Emboli)
Diafragma (akciğer ve batın arasındaki kas) Hastalıkları
Akciğer amfizemi nefes darlığı
Akciğer ampiyemi plörezi
Akciğer apsesi apse enfeksiyonu
Akciğer apsesi enfeksiyonu
Akciğer kanseri akciğer kanserleri
Akciğer kanseri belirtiler
Akciğer kanserinin sebebi sigara
Akciğer kanseri teşhis ve tedavi
Akciğer zarı iltihabı
Akciğerin ameliyatla alınması
Akut bronşit tedavisi
Allerjik alveolit çiftçi akciğeri
Allerjik astım tanısı deri testleri
Asbestozis akciğer kanseri
Astım bronşit
Astım bronşit bronşial astım
Astım nöbetlerinin nedenleri
Akciğer büzüşmesi (Atelektazi)
Boğmaca öksürük seyri evreleri
Bronkoskopi akciğer görüntüleme
Bronşektazi bronş genişlemesi
Bronşektazi bronş genişlemesi bronşit
Bronşial astım hastalığının tedavisi
Bronşial astım nöbeti astma
Bronşit bronş iltihabı akciğer
Çocuklarda kistik fibrozis
Endüstri bronşiti çiftçi bronşiti
Histoplazma capsulatum mantar hastalığı
Interstisyel akciğer hastalığı
Koksidiodomikozis granülom lenfadenopati
Kömür işçisi pnömokonyozu silikoz
Kriptokokkozis pulmoner osteomyelit
Kronik bronşit akut bronşit
Kronik bronşit enfeksiyon öksürük
Kronik tıkayıcı akciğer hastalığı
Doğru Düzgün Nefes alma teknikleri
Nefes darlığı dispne zorlu solunum
Oksijen tedavisi oksijen tüpü kullanımı
Pazartesi ateşi humması bisinoz
Plörezi plevral effüzyon
Pnömotoraks akciğer büzüşmesi
Postural drenaj bronşektazi
Pulmoner tromboemboli PTE PE
Sarkoidoz akciğer hastalığı
Solunum nedir solunum sistemi
Tüberküloz verem hastalığı
Zatürre pnömoni akciğer enfeksiyonu
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu
Pnömoni (zatürre) nedir ?
Pnömoni (zatürre) akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak meydana gelir.
Zatürre nasıl bulaşır ?
Bazı zatürree türlerinde hasta kişiden sağlam kişilere doğrudan bulaşma riski vardır. Ama, hastalık çoğunlukla, hastanın kendi ağız, boğaz veya sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşmasıyla meydana gelmektedir. Normal durumlarda hastalığa neden olmayan bu mikroplar, vücut savunması zayıf düşmüş kişilerde zatürree oluşturur. Dolayısıyla zatürrenin ortaya çıkmasında bulaşmadan çok, kişinin vücut direncini kıran risk faktörleri rol oynar. Zatürreeye zemin hazırlayan grip ve benzeri viral solunum yolu infeksiyonları ise çok bulaşıcıdır. Hapşırık ve öksürükle yayılabildikleri gibi, ağız ve burun sekresyonlarıyla bulaşmış bardak, mendil, çatal-kaşık, kapı kolu gibi eşyalar aracılığıyla diğer kişilere geçebilirler.
Zatürrenin sıklığı nedir ?
Zatürreler tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan hastalıklar arasındadır. Türkiye’de beşinci sıradaki ölüm sebebidir. Özellikle, bebeklerde, çocuklarda, yaşlılarda ve bilinen başka bir hastalığı olan kişilerde zatürreler daha ölümcül olabilmektedir. Dünyada her yıl 5 yaşın altında 10 ile 12 milyon çocuk zatürree nedeniyle ölmektedir. Bu ölümlerin %90’ı gelişmekte olan ülkelerde olmaktadır. Ülkemizde 1-12 aylık bebek ölümlerinin %48’inden zatürre sorumludur. Bir ile dört yaş grubunda bu oran %42’dir.
Zatürrenin belirtileri nelerdir ?
Bazı zatürre türleri üşüme-titreme, 39-40°C’ye varan yüksek ateş, öksürük, kirli, iltihaplı (yeşil, sarı, pasrengi) balgam çıkarma ve yan ağrısıyla ani olarak ortaya çıkar. Bazılarında ise, sinsi bir başlangıç söz konusudur. Birkaç gün devam eden iştahsızlık, halsizlik, eklem ve kas ağrılarını takiben kuru öksürük, ateş yükselmesi, bulantı, kusma, baş ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Çocuklarda zatürree belirtileri çocuğun yaşına ve zatürreye yol açan etkene göre değişim gösterebilir. Zatürresi olan çocuklarda bazen tek bulgu hızlı soluma olabilir. Zatürre akciğerlerin karna yakın alt kısımlarını etkilediğinde, solunum sistemi ile ilgili hiçbir bulgu olmaksızın çocuklarda sadece ateş, karın ağrısı ve kusma şikâyeti olabilir.
Ne zaman doktora başvurmalı ?
Zatürre düşündüren yukarıdaki şikâyetlerin bir veya birkaçının varlığında doktora başvurulmalıdır. Çocuklar söz konusu olduğunda özellikle aşağıdaki bulguların varlığında, bebek veya çocuk acil olarak doktora götürülmelidir: ateş, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme.
Zatürre tanısı nasıl konur ?
Zatürre ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur. Erken teşhis edilmesi ve gecikmeden tedaviye başlanmasının ölümleri azalttığı bilinmektedir. Hastanın yakınmaları zatürreyle uyumlu ise, genellikle yapılan muayene ve akciğer röntgenindeki bulgularla teşhis konulabilir. Gerekli durumlarda kan ve balgam tahlilleri yapılabilir.
Ayırıcı tanıda neleri düşünmek gerekir ?
Zatürre bazen grip, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Bu gibi hastalarda, ateşin üşüme-titremeyle yükselmesi ve 39-40°C’ye kadar çıkması, hastanın genel durumunun bozulması, hastalığın ağır seyredip uzun sürmesi, koyu renkli, kanlı balgam ve göğüs ağrısının eşlik etmesi durumunda, mutlaka zatürre olasılığı dikkate alınarak araştırma yapılmalıdır.
Zatürrenin tedavisi
Birçok vakada zatürree evde tedavi edilebilir. Ağır olguların, yaşlı hastaların, oksijen tedavisi veya yoğun bakım desteği gerektiren hastaların hastaneye yatması gerekir. Tedavi hastaya göre değişir. Tedaviye erken başlandığında ve ayaktan tedavi edilebilen olgularda, sonuçlar yüz güldürücüdür. Ancak, teşhis ve tedavisi gecikmiş, ağır zatürre olgularında ölüm oranı yüksektir.
Zatüre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu
Bir veya birkaç akciğer lobunun iltihaplanmasa şeklinde ortaya çakan bir hastalıktır.
İltihaplanmaya virüs, bakteri veya mantar gibi mikro-organizmalar sebep olmaktadırlar. Ayrıca alkol, uyuşturucu maddeler, sigara ve kötü hayat şartları zatürre'ye ortam hazırlayan faktörlerdir.
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu Belirtileri:
• Yüksek ateş, titreme ve kuru öksürük ilk işaretleridir.
• Soluk alandağa zaman sırta çivi bataralayormuş gibi ağra hissedilir ve hemen arkasmdan öksürük gelir.
• Şiddetli baş ağrısı yapar.
DİKKAT: Tedavi edilmeyen zatürre vakaları şuur kaybı ve komaya kadar varan ağır sonuçlar doğurur.
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu Korunma:
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu Tedavisi:
Zatürre pnömoni alt solunum yolu enfeksiyonları : Toplumun hem çocuk hem de erişkin kesimini etkileyen alt solunum yolu infeksiyonları (ASYE) denince Akut bronşit, Kr. bronşitin akut alevlenmesi ve Pnömoni akla gelmelidir. Günlük pratik tıpta çok önemli bir yer tutar. Çoğu hafif seyreden ve kendi kendine iyileşen bu infeksiyonlarla daha çok pratisyen hekimler karşılaşır.
Daha ağır seyreden ve hastane tedavisi gereken infeksiyonların tanı ve tedavisi ise uzman hekimlerce yapılır. ASYE'de bakteriyel etkenler de söz konusu olduğundan, enfeksiyon ataklarının çoğu hafif ve kendi kendine iyileşebilecek olsa bile empirik antibiyotik tedavisine sıklıkla başvurulmaktadır. Ancak hangi hastalara ne tür antibiyotik rejiminin uygulanacağı konusunda bir netlik yoktur.
Etkenler nelerdir?
• Toplum kökenli pnömoniler, tipik pnömoni ve atipik pnömoni olarak iki alt grupta incelenirler. Tipik pnömonilere sıklıkla bakteriler neden olurken, atipik pnömoni etkenleri mycoplasmalar, chlamydialar, ricketsialar ve viruslerdir. Hastane kökenli pnömoniler diğer hastalıklar nedeniyle hastaneye yatırılan kişilerde görülen pnömonilerdir. Sıklıkla etken bakterilerdir ve bunlardan en sık olarak Klebsiella pneumönia ve Pseudomonas aeruginosa pnömoniye neden olurlar.
• İmmün yetersizliği olan hastalarda görülen pnömonilerin etken mikroorganizmaları, immün yetersizliğin sebebine göre değişmektedir. Bakteriler, viruslar ya da mantarlar pnömoniye neden olabilirler.
Ne gibi şikayetlere yol açar?
• Pnömonide şikayetler etken mikroorganizmanın türüne göre değişiklikler gösterir. Bakteriyel pnömonilerde genellikle ateş, üşüme ve titreme ile başlar ve gittikçe yükselir. Yüksek seviyede seyreden ateş zamanla normale düşer ve ateşin düşmesi ile hastada rahatlama gözlenir.
• Öksürük başlangıçta kuru vasıftadır. Ancak daha sonra öksürükle beraber normal yapıda ya da iltihaplı balgam da görülür. Hastaların en çok rahatsızlık bildirdikleri şikayetleri yan göğüs ağrısıdır. Yan ağrısı, akciğer zarlarının tahrişi sonucu meydana gelir. Öksürükle, nefes alıp vermekle ağrıda artış olur. Hastalığın yaygınlık derecesine göre hastalarda nefes darlığı ve el, ayak ve dudaklarda morarmalar görülebilir. Bu tablolar ancak yaygın hastalığı olanlarda gözlenir.
• Hastalarda genellikle halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık gibi genel şikayetler de bulunmaktadır. Etken mikroorganizmanın türüne göre nadiren kanlı balgam şikayeti de izlenebilmektedir.
Fiziki muayene bulguları nelerdir?
• Pnömonili hastalarda genel durum bozulabilir. Hastalığın bulunduğu tarafın solunuma katılımında azalma olduğu izlenebilir, hastanın yan ağrısını azaltmak için o tarafa doğru eğildiği görülür.
• Hastada dinleme bulgusu olarak hastalığın dönemine göre değişik bulgulara rastlanabilir. Erken ve geç dönemlerde hasta olan akciğer alanlarında ral denilen anormal sesler duyulabilir. İltihabın yoğun olduğu dönemlerde ise bronşial solunum sesleri duyulmaktadır. Olaya akciğer zarları da karışmış ise, bu alanda frotman adı verilen ve akciğer zarlarının sürtünmesi ile oluşan anormal sesler duyulabilir.
• Hastaların kalp atım sayısında artış mevcuttur. Nabız sayısı da artmıştır ve düzensiz nabız olabilir. Tansiyon değerleri normal sınırların altına düşmüştür.
Tanısı nedir?
• Tanı hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve tetkikler bir arada değerlendirilerek konulur. Balgamda etken mikroorganizmanın tespiti kesin tanı ve tedavi planı için oldukça değerlidir. Kanın çökme hızında artış gözlenir. Beyaz hücreler etkenin türüne göre artmış olabilir. Balgam incelemesinden sonra en önemli tetkik yöntemi akciğer grafisidir. Akciğer grafisinde hastalığa yakalanan bölgede düzensiz vasıfta gölge koyuluğunda artış izlenir. Balgamda direk bakı ile etken bakteri veya mantar izlenebilir ya da kültürde üretilebilirler. Viral pnömonilerde etken mikroorganizmanın tespiti güçtür.
Tedavi yolları nelerdir?
• Pnömoni tanısı konulan hastalara öncelikle destek tedaviler uygulanmalıdır. Hastanın odası sıcak ve nemli olmalıdır. Sıvı ihtiyacı giderilmeli, ileri derecede su kaybı olan hastalara serum tedavisine geçilmelidir. Ağrı ve ateşi olan hastalara ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar verilmeli, tedaviye balgam söktürücü ilaçlar eklenerek balgam atılması kolaylaştırılmalıdır. Tedavi sonlarına doğru balgam çıkaramayan, ileri derecede rahatsız edici öksürüğü olan hastalara öksürük kesici ilaçlar verilebilir.
• Hastalığın asıl tedavisi etken mikroorganizmanın tespiti ile mümkün olacaktır. Eğer mikroorganizma tespit edilmiş ise buna yönelik etkili antibiyotikler uygulanmalıdır. Eğer ilaç duyarlılık testleri yapma imkanı olursa, bu testlerin neticesine göre uygun antibiyotik verilmelidir. Hastalığı oluşturan etkene ve hastalığın şiddetine göre tedavi en az 5-7 gün düzenli olarak uygulanmalıdır. Bazı mikroorganizmalarla oluşan pnömonilerin tedavi süresi daha uzun olmak zorunda olabileceği unutulmamalıdır.
• Direk bakı veya kültür ile etken tespit edilememişse hastanın kliniğine ve laboratuar tetkiklerine bakılarak bakteriyel ya da viral pnömoni ayırımına gidilmeli ve gerekiyorsa geniş etkili antibiyotiklerle tedaviye başlanmalıdır.
Aşağıdaki hastalar hastanede yatırılarak tedavi edilmelidirler;
a. 65 yaş üzerindeki hastalar.
b. Şeker hasalığı, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, kronik akciğer hastalıkları, alkolizm, immün yetmezlik, kanser gibi hastalıkları olanlar
c. Solunum sayısı dakikada 30dan fazla olanlar, sistolik kan basıncı 90 mmHgnın altında veya diastolik kan basıncı 60 mmHgnın altında olanlar, ateşi 38,8 derecenin üzerinde olanlar, şuurunda bulanıklık görülenler, akciğer dışı organlarda iltihabi bulguları tespit edilenler.
d. Beyaz küre sayısı 4.000in altında veya 30.000in üzerinde olanlar, hematokriti %30un altında bulunanlar, arter kanında parsiyel oksijen basıncı 60 mmHgnın altında tespit edilenler, akciğer grafisinde birden çok alanda pnömonisi olanlar ya da iki gün ara ile çekilen akciğer grafilerinde iltihabın hızlı ilerlediği gözlenen hastalar, akciğer zarları arasında sıvı toplananlar
Hastane Bölümleri > Göğüs Hastalıkları > Zatüre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu
Pnömoni (zatürre) akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak meydana gelir.
Zatürre nasıl bulaşır ?
Bazı zatürree türlerinde hasta kişiden sağlam kişilere doğrudan bulaşma riski vardır. Ama, hastalık çoğunlukla, hastanın kendi ağız, boğaz veya sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşmasıyla meydana gelmektedir. Normal durumlarda hastalığa neden olmayan bu mikroplar, vücut savunması zayıf düşmüş kişilerde zatürree oluşturur. Dolayısıyla zatürrenin ortaya çıkmasında bulaşmadan çok, kişinin vücut direncini kıran risk faktörleri rol oynar. Zatürreeye zemin hazırlayan grip ve benzeri viral solunum yolu infeksiyonları ise çok bulaşıcıdır. Hapşırık ve öksürükle yayılabildikleri gibi, ağız ve burun sekresyonlarıyla bulaşmış bardak, mendil, çatal-kaşık, kapı kolu gibi eşyalar aracılığıyla diğer kişilere geçebilirler.
Zatürrenin sıklığı nedir ?
Zatürreler tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan hastalıklar arasındadır. Türkiye’de beşinci sıradaki ölüm sebebidir. Özellikle, bebeklerde, çocuklarda, yaşlılarda ve bilinen başka bir hastalığı olan kişilerde zatürreler daha ölümcül olabilmektedir. Dünyada her yıl 5 yaşın altında 10 ile 12 milyon çocuk zatürree nedeniyle ölmektedir. Bu ölümlerin %90’ı gelişmekte olan ülkelerde olmaktadır. Ülkemizde 1-12 aylık bebek ölümlerinin %48’inden zatürre sorumludur. Bir ile dört yaş grubunda bu oran %42’dir.
Zatürrenin belirtileri nelerdir ?
Bazı zatürre türleri üşüme-titreme, 39-40°C’ye varan yüksek ateş, öksürük, kirli, iltihaplı (yeşil, sarı, pasrengi) balgam çıkarma ve yan ağrısıyla ani olarak ortaya çıkar. Bazılarında ise, sinsi bir başlangıç söz konusudur. Birkaç gün devam eden iştahsızlık, halsizlik, eklem ve kas ağrılarını takiben kuru öksürük, ateş yükselmesi, bulantı, kusma, baş ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Çocuklarda zatürree belirtileri çocuğun yaşına ve zatürreye yol açan etkene göre değişim gösterebilir. Zatürresi olan çocuklarda bazen tek bulgu hızlı soluma olabilir. Zatürre akciğerlerin karna yakın alt kısımlarını etkilediğinde, solunum sistemi ile ilgili hiçbir bulgu olmaksızın çocuklarda sadece ateş, karın ağrısı ve kusma şikâyeti olabilir.
Ne zaman doktora başvurmalı ?
Zatürre düşündüren yukarıdaki şikâyetlerin bir veya birkaçının varlığında doktora başvurulmalıdır. Çocuklar söz konusu olduğunda özellikle aşağıdaki bulguların varlığında, bebek veya çocuk acil olarak doktora götürülmelidir: ateş, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme.
Zatürre tanısı nasıl konur ?
Zatürre ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur. Erken teşhis edilmesi ve gecikmeden tedaviye başlanmasının ölümleri azalttığı bilinmektedir. Hastanın yakınmaları zatürreyle uyumlu ise, genellikle yapılan muayene ve akciğer röntgenindeki bulgularla teşhis konulabilir. Gerekli durumlarda kan ve balgam tahlilleri yapılabilir.
Ayırıcı tanıda neleri düşünmek gerekir ?
Zatürre bazen grip, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Bu gibi hastalarda, ateşin üşüme-titremeyle yükselmesi ve 39-40°C’ye kadar çıkması, hastanın genel durumunun bozulması, hastalığın ağır seyredip uzun sürmesi, koyu renkli, kanlı balgam ve göğüs ağrısının eşlik etmesi durumunda, mutlaka zatürre olasılığı dikkate alınarak araştırma yapılmalıdır.
Zatürrenin tedavisi
Birçok vakada zatürree evde tedavi edilebilir. Ağır olguların, yaşlı hastaların, oksijen tedavisi veya yoğun bakım desteği gerektiren hastaların hastaneye yatması gerekir. Tedavi hastaya göre değişir. Tedaviye erken başlandığında ve ayaktan tedavi edilebilen olgularda, sonuçlar yüz güldürücüdür. Ancak, teşhis ve tedavisi gecikmiş, ağır zatürre olgularında ölüm oranı yüksektir.
Zatüre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu
Bir veya birkaç akciğer lobunun iltihaplanmasa şeklinde ortaya çakan bir hastalıktır.
İltihaplanmaya virüs, bakteri veya mantar gibi mikro-organizmalar sebep olmaktadırlar. Ayrıca alkol, uyuşturucu maddeler, sigara ve kötü hayat şartları zatürre'ye ortam hazırlayan faktörlerdir.
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu Belirtileri:
• Yüksek ateş, titreme ve kuru öksürük ilk işaretleridir.
• Soluk alandağa zaman sırta çivi bataralayormuş gibi ağra hissedilir ve hemen arkasmdan öksürük gelir.
• Şiddetli baş ağrısı yapar.
DİKKAT: Tedavi edilmeyen zatürre vakaları şuur kaybı ve komaya kadar varan ağır sonuçlar doğurur.
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu Korunma:
- Kızamık ve çiçek virüsleri zatürre yapma ihtimali yüksek mikroplardır.
- Ağır geçen grip hastalığının da etkisi fazladır.
- Ateşli, bulaşıcı hastahklara yakalanmamak için temizliğe dikkat etmeli ve aşı yaptırılmalıdır.
- Zararlı ahşkanhklardan uzak, düzenli bir hayat yaşamalıdır.
Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu Tedavisi:
- En etkili tedavi usulü antibiyotikler olup asıl hastalığa yöneliktir.
- Tedavi sırasında yatak istirahati verilmelidir.
- Ayrıca ateş düşürücü ve öksürük kesici ilâçlar da verilir.
- İyileşme. döneminde bol vitaminli, yüksek kalorili bir diyet uygulanır.
Zatürre pnömoni alt solunum yolu enfeksiyonları : Toplumun hem çocuk hem de erişkin kesimini etkileyen alt solunum yolu infeksiyonları (ASYE) denince Akut bronşit, Kr. bronşitin akut alevlenmesi ve Pnömoni akla gelmelidir. Günlük pratik tıpta çok önemli bir yer tutar. Çoğu hafif seyreden ve kendi kendine iyileşen bu infeksiyonlarla daha çok pratisyen hekimler karşılaşır.
Daha ağır seyreden ve hastane tedavisi gereken infeksiyonların tanı ve tedavisi ise uzman hekimlerce yapılır. ASYE'de bakteriyel etkenler de söz konusu olduğundan, enfeksiyon ataklarının çoğu hafif ve kendi kendine iyileşebilecek olsa bile empirik antibiyotik tedavisine sıklıkla başvurulmaktadır. Ancak hangi hastalara ne tür antibiyotik rejiminin uygulanacağı konusunda bir netlik yoktur.
Etkenler nelerdir?
• Toplum kökenli pnömoniler, tipik pnömoni ve atipik pnömoni olarak iki alt grupta incelenirler. Tipik pnömonilere sıklıkla bakteriler neden olurken, atipik pnömoni etkenleri mycoplasmalar, chlamydialar, ricketsialar ve viruslerdir. Hastane kökenli pnömoniler diğer hastalıklar nedeniyle hastaneye yatırılan kişilerde görülen pnömonilerdir. Sıklıkla etken bakterilerdir ve bunlardan en sık olarak Klebsiella pneumönia ve Pseudomonas aeruginosa pnömoniye neden olurlar.
• İmmün yetersizliği olan hastalarda görülen pnömonilerin etken mikroorganizmaları, immün yetersizliğin sebebine göre değişmektedir. Bakteriler, viruslar ya da mantarlar pnömoniye neden olabilirler.
Ne gibi şikayetlere yol açar?
• Pnömonide şikayetler etken mikroorganizmanın türüne göre değişiklikler gösterir. Bakteriyel pnömonilerde genellikle ateş, üşüme ve titreme ile başlar ve gittikçe yükselir. Yüksek seviyede seyreden ateş zamanla normale düşer ve ateşin düşmesi ile hastada rahatlama gözlenir.
• Öksürük başlangıçta kuru vasıftadır. Ancak daha sonra öksürükle beraber normal yapıda ya da iltihaplı balgam da görülür. Hastaların en çok rahatsızlık bildirdikleri şikayetleri yan göğüs ağrısıdır. Yan ağrısı, akciğer zarlarının tahrişi sonucu meydana gelir. Öksürükle, nefes alıp vermekle ağrıda artış olur. Hastalığın yaygınlık derecesine göre hastalarda nefes darlığı ve el, ayak ve dudaklarda morarmalar görülebilir. Bu tablolar ancak yaygın hastalığı olanlarda gözlenir.
• Hastalarda genellikle halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık gibi genel şikayetler de bulunmaktadır. Etken mikroorganizmanın türüne göre nadiren kanlı balgam şikayeti de izlenebilmektedir.
Fiziki muayene bulguları nelerdir?
• Pnömonili hastalarda genel durum bozulabilir. Hastalığın bulunduğu tarafın solunuma katılımında azalma olduğu izlenebilir, hastanın yan ağrısını azaltmak için o tarafa doğru eğildiği görülür.
• Hastada dinleme bulgusu olarak hastalığın dönemine göre değişik bulgulara rastlanabilir. Erken ve geç dönemlerde hasta olan akciğer alanlarında ral denilen anormal sesler duyulabilir. İltihabın yoğun olduğu dönemlerde ise bronşial solunum sesleri duyulmaktadır. Olaya akciğer zarları da karışmış ise, bu alanda frotman adı verilen ve akciğer zarlarının sürtünmesi ile oluşan anormal sesler duyulabilir.
• Hastaların kalp atım sayısında artış mevcuttur. Nabız sayısı da artmıştır ve düzensiz nabız olabilir. Tansiyon değerleri normal sınırların altına düşmüştür.
Tanısı nedir?
• Tanı hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve tetkikler bir arada değerlendirilerek konulur. Balgamda etken mikroorganizmanın tespiti kesin tanı ve tedavi planı için oldukça değerlidir. Kanın çökme hızında artış gözlenir. Beyaz hücreler etkenin türüne göre artmış olabilir. Balgam incelemesinden sonra en önemli tetkik yöntemi akciğer grafisidir. Akciğer grafisinde hastalığa yakalanan bölgede düzensiz vasıfta gölge koyuluğunda artış izlenir. Balgamda direk bakı ile etken bakteri veya mantar izlenebilir ya da kültürde üretilebilirler. Viral pnömonilerde etken mikroorganizmanın tespiti güçtür.
Tedavi yolları nelerdir?
• Pnömoni tanısı konulan hastalara öncelikle destek tedaviler uygulanmalıdır. Hastanın odası sıcak ve nemli olmalıdır. Sıvı ihtiyacı giderilmeli, ileri derecede su kaybı olan hastalara serum tedavisine geçilmelidir. Ağrı ve ateşi olan hastalara ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar verilmeli, tedaviye balgam söktürücü ilaçlar eklenerek balgam atılması kolaylaştırılmalıdır. Tedavi sonlarına doğru balgam çıkaramayan, ileri derecede rahatsız edici öksürüğü olan hastalara öksürük kesici ilaçlar verilebilir.
• Hastalığın asıl tedavisi etken mikroorganizmanın tespiti ile mümkün olacaktır. Eğer mikroorganizma tespit edilmiş ise buna yönelik etkili antibiyotikler uygulanmalıdır. Eğer ilaç duyarlılık testleri yapma imkanı olursa, bu testlerin neticesine göre uygun antibiyotik verilmelidir. Hastalığı oluşturan etkene ve hastalığın şiddetine göre tedavi en az 5-7 gün düzenli olarak uygulanmalıdır. Bazı mikroorganizmalarla oluşan pnömonilerin tedavi süresi daha uzun olmak zorunda olabileceği unutulmamalıdır.
• Direk bakı veya kültür ile etken tespit edilememişse hastanın kliniğine ve laboratuar tetkiklerine bakılarak bakteriyel ya da viral pnömoni ayırımına gidilmeli ve gerekiyorsa geniş etkili antibiyotiklerle tedaviye başlanmalıdır.
Aşağıdaki hastalar hastanede yatırılarak tedavi edilmelidirler;
a. 65 yaş üzerindeki hastalar.
b. Şeker hasalığı, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, kronik akciğer hastalıkları, alkolizm, immün yetmezlik, kanser gibi hastalıkları olanlar
c. Solunum sayısı dakikada 30dan fazla olanlar, sistolik kan basıncı 90 mmHgnın altında veya diastolik kan basıncı 60 mmHgnın altında olanlar, ateşi 38,8 derecenin üzerinde olanlar, şuurunda bulanıklık görülenler, akciğer dışı organlarda iltihabi bulguları tespit edilenler.
d. Beyaz küre sayısı 4.000in altında veya 30.000in üzerinde olanlar, hematokriti %30un altında bulunanlar, arter kanında parsiyel oksijen basıncı 60 mmHgnın altında tespit edilenler, akciğer grafisinde birden çok alanda pnömonisi olanlar ya da iki gün ara ile çekilen akciğer grafilerinde iltihabın hızlı ilerlediği gözlenen hastalar, akciğer zarları arasında sıvı toplananlar
Hastane Bölümleri > Göğüs Hastalıkları > Zatüre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu
Tüberküloz Verem Hastalığı
Tüberküloz verem hastalığı
Tüberküloz verem teşhis tedavisi: Verem olarak da adlandırılan tüberküloz hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen bir hastalıktır. 1865 yılında hastalığın enfeksiyon hastalığı olduğu gösterilmiştir. 1882 yılında Robert Koch tüberküloz basilini bularak bu hastalıkta yeni bir çığır açmıştır.
Daha önceden hijyen, diyet ve güneş kürü esasına dayanan tedavi yöntemleri, 1940lı yılların başlarında streptomisinin keşfi ve izonikotinik asitin tedaviye girmesi tüberküloz tedavisinde yeni ve etkin bir dönemin başlangıcı olmuştur. Tüberküloz hastalığı esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen, Mycobacterium tuberculosis adlı bir mikroorganizma (Koch basili) tarafından oluşturulan bir iltihabi hastalıktır.
Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünya nüfusunun 1/3ü tüberkülozla enfektedir (tüberküloz basilinin bulaştığı kişiler) ve bunların %10unda ileride tüberküloz hastalığının ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Her yıl 50-100 milyon kişinin daha tüberküloz basili tarafından enfekte edildiği hesaplanmaktadır.
Bugün dünyada 20 milyon aktif hasta bulunmakta ve her yıl %95i gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 8 milyondan fazla yeni aktif tüberküloz olgusu gelişmektedir. Tüm dünyada yılda 3 milyon kişinin tüberküloz nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir ve bu ölümlerin en az %80ı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.
Kişilere hastalığın bulaşması hemen hastalığın gelişeceği anlamını taşımamaktadır. Tüberküloz basili bulaştıktan sonra sağlıklı insanların dokularında yıllarca hastalık oluşturmadan canlı kalabilir. Enfekte kişilerin vücut direncini düşüren durumlarda tüberküloz basili aktif hale gelerek hastalık oluşturabilir.
Bulaşıcı mıdır ?
Tüberküloz, vücudumuzdaki bütün organlarda hastalık oluşturabilmesine karşın, basilin giriş kapısı hemen her zaman akciğer olmaktadır. Basiller en sık olarak solunum yolu ile bulaşır. Akciğer tüberkülozu olan kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu akciğer salgıları damlacık şeklinde havaya atılırlar, ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu damlacıkları solunum ile akciğerlerine alarak enfekte olurlar.
Diğer bulaşma biçimleri seyrektir. Eskiden Mycobacterium bovis tipi basilin enfekte inek sütünün tüketilmesi ile bulaşması sık görülürdü, ancak bu bulaşma şekli, gelişmiş ülkelerde ineklerde hastalığın önüne geçilmesi ve süt ile süt ürünlerinin pastörize edilmesi neticesi kontrol altına alınmıştır. Basilin bulaşmış olduğu eşyaların tutulması ve ardından solunum ile enfeksiyon alınması sorun oluşturmaz.
Ancak tüberküloz basilleri, deri içine ya da deri yolu ile vücuda girdiğinde enfeksiyon oluşturabilir. Bu tip bulaşma, ancak seyrek olarak laboratuar çalışanlarında görülmektedir. Kaşık, çatal, bardak gibi yemek gereçleri, kitaplar, giysiler, yatak örtüleri gibi eşyalardan hastalığın bulaşması söz konusu değildir ve özel bir dikkat göstermeye gerek yoktur.
Balgamı ile tüberküloz basili çıkaran hastayla yakın temas içinde bulunan kişilere hastalığın bulaşma riski en yüksek seviyededir. Ancak yapılan çalışmalar, aşırı kalabalık ve yaşam koşulları kötü olan alanlarda bile hasta ile yakın temasta bulunan kişilerdeki hastalığın bulaşma oranının %25 ile 50 arasında değiştiğini göstermektedir.
Hastalıkları bilinmeden toplum içinde gezen ve balgamı içinde tüberküloz basili çıkaran hasta kişiler hastalığın yayılmasında en önemli faktördür. Halbuki 15-20 gün süre ile düzenli tüberküloz tedavisi almış olan bir hastanın balgamında tüberküloz basili bulunsa dahi, tedavilerine devam ettikleri sürece hastalığı bulaştırma riskleri çok azdır. Bu nedenle erken ve etkin tedavi bulaşmanın önlenmesinde de oldukça önemlidir.
Risk faktörleri nelerdir ?
Erken endüstrileşme ve şehirleşme, yetersiz sağlık ve barınma koşullarına sahip kalabalık alanlarda yaşama hastalığın bulaşması için uygun ortamları oluşturur. Şehirlerde tüberküloz oranları kırsal bölgelere oranla daha fazladır. Büyük şehirlerin gecekondu bölgelerinde yoksul ve yeterli beslenemeyen kişilerin kalabalık ortamlarda yaşamaları bulaşmanın ve hastalık oranlarının yüksek kalmasına neden olmaktadır.
Sosyoekonomik seviye ile tüberkülozun görülmesi arasında ters bir ilişki vardır, ancak bunun yanı sıra ırk farklılıkları, ortamın kalabalık olması ve sağlık hizmetlerinin düzeyi gibi başka birçok faktör de hastalığın sıklığı üzerinde etkili olmaktadır. Hapishanelerde tüberküloz sıklığının yüksek olması, bu faktörlerin çoğunun bir arada olmasına bağlıdır.
Yapılan bir çalışmada, kan grubu 0 olan kişilerin tüberküloza nispeten dirençli oldukları, kan grubu AB olanlarda ise tüberküloz gelişme riskinin arttığı gösterilmiştir. Alkoliklerde tüberküloz gelişme riski genel nüfustan 10 kat fazla olduğu gösterilmiştir. Kronik hastaların bakın gördüğü akıl hastaneleri ve bakım evlerindeki hastaların tüberküloza yakalanma riski genel nüfustan 10 kat fazladır.
Yüksek tüberküloz riski ile ilişkili diğer faktörler diabetes mellitus, lenfoma, bunama ile seyreden tüm hastalıklar, mide ameliyatı geçirilmiş olması, kanser, silikozis ve immünosüpresif tedavidir. Ancak günümüzde en güçlü risk faktörü AIDS hastalığıdır.
Ne gibi şikayetlere yol açar ?
Bazı hastalarda, akciğerlerde belirgin hastalık olmasına rağmen herhangi bir şikayet bulunmayabilir ya da ancak dikkatli bir sorgulama ile hastanın önem vermediği şikayetler tespit edilebilir. Risk gruplarına ya da diğer gruplara yapılan tarama amaçlı röntgen çekimlerinde bu durum görülmektedir. Hastalar kendilerini gerek bedensel ve gerekse ruhsal olarak yorgun hissedebilirler. Az veya çok iştahsızlık ve zayıflama bulunabilir. Göğüs ağrısı sık değildir. Hafif egzersizle terlerler, hastalığın yaygınlığı nispetinde terleme artar ve genellikle geceleri görülür.
Hastaların en sık şikayeti öksürüktür, balgamlı ya da kuru öksürük şeklinde olabilir. Öksürüğün sıklığı hastalığın şiddeti ve yaygınlığı ile orantılı değildir. Balgam beyaz-sarı renkte seröz veya iltihaplı vasıfta olabilir. Genellikle akşam saatlerinde ve gece görülen hafif ateş görülebilir. Yaygın hastalığı olanlarda 38-40 dereceye kadar yükselen ateş izlenebilir.
Kanlı balgam veya sadece ağızdan kan gelmesi şeklinde şikayetler tüberkülozun başlangıç şikayetlerini oluşturabileceği gibi, daha ziyade yaygın ve özellikle kronik kavite olarak adlandırılan yaralar içeren kronik hastalığı bulunan kişilerde görülür.
Tüberkülozda kanama olması her zaman için hastalığın aktif olduğu anlamını taşımaz, geçirilmiş ve sekel kalmış inaktif tüberküloz olgularında ve geçirilmiş tüberkülozun sebep olduğu kalıcı solunum yolları genişlemelerinde (bronşektazi) de kanama görülebilir. Bazen tüberküloza bağlı olarak kadınlarda menstrüel bozukluklar ve adet kesilmeleri görülebilir.
Fizik muayene bulguları yeterli midir ?
Fizik muayene bulguları tanı koydurucu değildir. Hastalığın seyrine ve şiddetine göre değişik muayene bulguları tespit edilebilir. Birçok vakada fizik muayene bulguları normal olarak değerlendirilir. Bu nedenle tüberküloz şüphelenilen her hastaya akciğer grafisi çekilmelidir.
Hastalığın tanısı nedir ?
Tüberkülozun kesin tanısı ancak Mycobacterium tuberculosisin bulunmasıyla olur. Ancak basilin her vakada gösterilmesi mümkün olmamaktadır. Radyolojik incelemeler, şikayetler ve fizik muayene bulgularına göre hastalığın tüberküloz olduğu düşünülen olgularda basil bulunamamasına rağmen tüberküloz tedavisine başlanması gerekmektedir. Basil aranması için en uygun materyal sabah çıkarılan balgamdır. Eğer bu yeterli olmazsa 24 saatte biriktirilmiş balgam incelenir. Basil aranacak balgam tükürükle karışmış ve kanamalı olmamalıdır. Balgam tetkiki üst üste 3-6 gün tekrarlanmalıdır.
Kişilerde bütün uyku dönemi süresince akciğerden atılan salgılar yutulmakta ve mide istirahat döneminde olduğundan sindirilmeden birikmektedir. Balgam çıkaramayan hastalarda tüberküloz basili mide suyundan incelenebilir. Bu hastalardan sabah uyandıklarında yataktan kalkmadan önce mide suyu sonda ile alınır ve basil incelenmesi için laboratuara gönderilir.
Tedavisi nedir ?
Tüberküloz basiline karşı etkili ilaçların bulunmasından önce tedavinin esasını iyi beslenme, istirahat ve uzun süreli sanatroyum tedavisi oluştururdu. Ancak etkili ilaçların bulunmasından sonra tedavinin esasını kemoterapi oluşturmaya başlamıştır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar 3 sınıfa ayrılabilirler. Öncelikli olarak tercih edilen ve tedavide daha etkili olan
1. grup ilaçlar; İzoniazid, Rifampisin, Etambutol, Pirazinamid veya Morfozinamid ve Streptomisindir.
2. grup ilaçlar; Tiasetazon, Paraaminosalisilik asit (PAS), Sikloserin ve Etionamiddir.
3. grup ilaçlar ise; Viomisin, Kanamisin, Kapreomisin, Tiokarlid, Ofloksasin, Sifloksasin, Ampisilin-Sulbaktam, Alfasilin-Klavulonat vs yer almaktadır.
Tüberküloz tedavisinde kombine tedavi uygulanmalıdır. Basilin ilaçlara karşı geliştirdiği direnç nedeniyle tek ilaç tedavisi mümkün olmamaktadır. Ülkemiz gibi tüberküloz direncinin yüksek olduğu toplumlarda ilk 2 ay İzoniazid+Rifampisin+Pirazinamid veya Morfozinamid+Etambutol tedavisi uygulanır, devam eden 4 ay süresince de İzoniazid+Rifampisin ile tedavi tamamlanmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki tedavi protokolu ve süresi, kişide hastalığı oluşturan basilin direnç durumuna göre ve tedaviye alınan cevaba göre değiştirilmelidir.
Hastane Bölümleri > Göğüs Hastalıkları > Tüberküloz Verem Hastalığı
Tüberküloz verem teşhis tedavisi: Verem olarak da adlandırılan tüberküloz hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen bir hastalıktır. 1865 yılında hastalığın enfeksiyon hastalığı olduğu gösterilmiştir. 1882 yılında Robert Koch tüberküloz basilini bularak bu hastalıkta yeni bir çığır açmıştır.
Daha önceden hijyen, diyet ve güneş kürü esasına dayanan tedavi yöntemleri, 1940lı yılların başlarında streptomisinin keşfi ve izonikotinik asitin tedaviye girmesi tüberküloz tedavisinde yeni ve etkin bir dönemin başlangıcı olmuştur. Tüberküloz hastalığı esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen, Mycobacterium tuberculosis adlı bir mikroorganizma (Koch basili) tarafından oluşturulan bir iltihabi hastalıktır.
Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünya nüfusunun 1/3ü tüberkülozla enfektedir (tüberküloz basilinin bulaştığı kişiler) ve bunların %10unda ileride tüberküloz hastalığının ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Her yıl 50-100 milyon kişinin daha tüberküloz basili tarafından enfekte edildiği hesaplanmaktadır.
Bugün dünyada 20 milyon aktif hasta bulunmakta ve her yıl %95i gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 8 milyondan fazla yeni aktif tüberküloz olgusu gelişmektedir. Tüm dünyada yılda 3 milyon kişinin tüberküloz nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir ve bu ölümlerin en az %80ı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.
Kişilere hastalığın bulaşması hemen hastalığın gelişeceği anlamını taşımamaktadır. Tüberküloz basili bulaştıktan sonra sağlıklı insanların dokularında yıllarca hastalık oluşturmadan canlı kalabilir. Enfekte kişilerin vücut direncini düşüren durumlarda tüberküloz basili aktif hale gelerek hastalık oluşturabilir.
Bulaşıcı mıdır ?
Tüberküloz, vücudumuzdaki bütün organlarda hastalık oluşturabilmesine karşın, basilin giriş kapısı hemen her zaman akciğer olmaktadır. Basiller en sık olarak solunum yolu ile bulaşır. Akciğer tüberkülozu olan kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu akciğer salgıları damlacık şeklinde havaya atılırlar, ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu damlacıkları solunum ile akciğerlerine alarak enfekte olurlar.
Diğer bulaşma biçimleri seyrektir. Eskiden Mycobacterium bovis tipi basilin enfekte inek sütünün tüketilmesi ile bulaşması sık görülürdü, ancak bu bulaşma şekli, gelişmiş ülkelerde ineklerde hastalığın önüne geçilmesi ve süt ile süt ürünlerinin pastörize edilmesi neticesi kontrol altına alınmıştır. Basilin bulaşmış olduğu eşyaların tutulması ve ardından solunum ile enfeksiyon alınması sorun oluşturmaz.
Ancak tüberküloz basilleri, deri içine ya da deri yolu ile vücuda girdiğinde enfeksiyon oluşturabilir. Bu tip bulaşma, ancak seyrek olarak laboratuar çalışanlarında görülmektedir. Kaşık, çatal, bardak gibi yemek gereçleri, kitaplar, giysiler, yatak örtüleri gibi eşyalardan hastalığın bulaşması söz konusu değildir ve özel bir dikkat göstermeye gerek yoktur.
Balgamı ile tüberküloz basili çıkaran hastayla yakın temas içinde bulunan kişilere hastalığın bulaşma riski en yüksek seviyededir. Ancak yapılan çalışmalar, aşırı kalabalık ve yaşam koşulları kötü olan alanlarda bile hasta ile yakın temasta bulunan kişilerdeki hastalığın bulaşma oranının %25 ile 50 arasında değiştiğini göstermektedir.
Hastalıkları bilinmeden toplum içinde gezen ve balgamı içinde tüberküloz basili çıkaran hasta kişiler hastalığın yayılmasında en önemli faktördür. Halbuki 15-20 gün süre ile düzenli tüberküloz tedavisi almış olan bir hastanın balgamında tüberküloz basili bulunsa dahi, tedavilerine devam ettikleri sürece hastalığı bulaştırma riskleri çok azdır. Bu nedenle erken ve etkin tedavi bulaşmanın önlenmesinde de oldukça önemlidir.
Risk faktörleri nelerdir ?
Erken endüstrileşme ve şehirleşme, yetersiz sağlık ve barınma koşullarına sahip kalabalık alanlarda yaşama hastalığın bulaşması için uygun ortamları oluşturur. Şehirlerde tüberküloz oranları kırsal bölgelere oranla daha fazladır. Büyük şehirlerin gecekondu bölgelerinde yoksul ve yeterli beslenemeyen kişilerin kalabalık ortamlarda yaşamaları bulaşmanın ve hastalık oranlarının yüksek kalmasına neden olmaktadır.
Sosyoekonomik seviye ile tüberkülozun görülmesi arasında ters bir ilişki vardır, ancak bunun yanı sıra ırk farklılıkları, ortamın kalabalık olması ve sağlık hizmetlerinin düzeyi gibi başka birçok faktör de hastalığın sıklığı üzerinde etkili olmaktadır. Hapishanelerde tüberküloz sıklığının yüksek olması, bu faktörlerin çoğunun bir arada olmasına bağlıdır.
Yapılan bir çalışmada, kan grubu 0 olan kişilerin tüberküloza nispeten dirençli oldukları, kan grubu AB olanlarda ise tüberküloz gelişme riskinin arttığı gösterilmiştir. Alkoliklerde tüberküloz gelişme riski genel nüfustan 10 kat fazla olduğu gösterilmiştir. Kronik hastaların bakın gördüğü akıl hastaneleri ve bakım evlerindeki hastaların tüberküloza yakalanma riski genel nüfustan 10 kat fazladır.
Yüksek tüberküloz riski ile ilişkili diğer faktörler diabetes mellitus, lenfoma, bunama ile seyreden tüm hastalıklar, mide ameliyatı geçirilmiş olması, kanser, silikozis ve immünosüpresif tedavidir. Ancak günümüzde en güçlü risk faktörü AIDS hastalığıdır.
Ne gibi şikayetlere yol açar ?
Bazı hastalarda, akciğerlerde belirgin hastalık olmasına rağmen herhangi bir şikayet bulunmayabilir ya da ancak dikkatli bir sorgulama ile hastanın önem vermediği şikayetler tespit edilebilir. Risk gruplarına ya da diğer gruplara yapılan tarama amaçlı röntgen çekimlerinde bu durum görülmektedir. Hastalar kendilerini gerek bedensel ve gerekse ruhsal olarak yorgun hissedebilirler. Az veya çok iştahsızlık ve zayıflama bulunabilir. Göğüs ağrısı sık değildir. Hafif egzersizle terlerler, hastalığın yaygınlığı nispetinde terleme artar ve genellikle geceleri görülür.
Hastaların en sık şikayeti öksürüktür, balgamlı ya da kuru öksürük şeklinde olabilir. Öksürüğün sıklığı hastalığın şiddeti ve yaygınlığı ile orantılı değildir. Balgam beyaz-sarı renkte seröz veya iltihaplı vasıfta olabilir. Genellikle akşam saatlerinde ve gece görülen hafif ateş görülebilir. Yaygın hastalığı olanlarda 38-40 dereceye kadar yükselen ateş izlenebilir.
Kanlı balgam veya sadece ağızdan kan gelmesi şeklinde şikayetler tüberkülozun başlangıç şikayetlerini oluşturabileceği gibi, daha ziyade yaygın ve özellikle kronik kavite olarak adlandırılan yaralar içeren kronik hastalığı bulunan kişilerde görülür.
Tüberkülozda kanama olması her zaman için hastalığın aktif olduğu anlamını taşımaz, geçirilmiş ve sekel kalmış inaktif tüberküloz olgularında ve geçirilmiş tüberkülozun sebep olduğu kalıcı solunum yolları genişlemelerinde (bronşektazi) de kanama görülebilir. Bazen tüberküloza bağlı olarak kadınlarda menstrüel bozukluklar ve adet kesilmeleri görülebilir.
Fizik muayene bulguları yeterli midir ?
Fizik muayene bulguları tanı koydurucu değildir. Hastalığın seyrine ve şiddetine göre değişik muayene bulguları tespit edilebilir. Birçok vakada fizik muayene bulguları normal olarak değerlendirilir. Bu nedenle tüberküloz şüphelenilen her hastaya akciğer grafisi çekilmelidir.
Hastalığın tanısı nedir ?
Tüberkülozun kesin tanısı ancak Mycobacterium tuberculosisin bulunmasıyla olur. Ancak basilin her vakada gösterilmesi mümkün olmamaktadır. Radyolojik incelemeler, şikayetler ve fizik muayene bulgularına göre hastalığın tüberküloz olduğu düşünülen olgularda basil bulunamamasına rağmen tüberküloz tedavisine başlanması gerekmektedir. Basil aranması için en uygun materyal sabah çıkarılan balgamdır. Eğer bu yeterli olmazsa 24 saatte biriktirilmiş balgam incelenir. Basil aranacak balgam tükürükle karışmış ve kanamalı olmamalıdır. Balgam tetkiki üst üste 3-6 gün tekrarlanmalıdır.
Kişilerde bütün uyku dönemi süresince akciğerden atılan salgılar yutulmakta ve mide istirahat döneminde olduğundan sindirilmeden birikmektedir. Balgam çıkaramayan hastalarda tüberküloz basili mide suyundan incelenebilir. Bu hastalardan sabah uyandıklarında yataktan kalkmadan önce mide suyu sonda ile alınır ve basil incelenmesi için laboratuara gönderilir.
Tedavisi nedir ?
Tüberküloz basiline karşı etkili ilaçların bulunmasından önce tedavinin esasını iyi beslenme, istirahat ve uzun süreli sanatroyum tedavisi oluştururdu. Ancak etkili ilaçların bulunmasından sonra tedavinin esasını kemoterapi oluşturmaya başlamıştır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar 3 sınıfa ayrılabilirler. Öncelikli olarak tercih edilen ve tedavide daha etkili olan
1. grup ilaçlar; İzoniazid, Rifampisin, Etambutol, Pirazinamid veya Morfozinamid ve Streptomisindir.
2. grup ilaçlar; Tiasetazon, Paraaminosalisilik asit (PAS), Sikloserin ve Etionamiddir.
3. grup ilaçlar ise; Viomisin, Kanamisin, Kapreomisin, Tiokarlid, Ofloksasin, Sifloksasin, Ampisilin-Sulbaktam, Alfasilin-Klavulonat vs yer almaktadır.
Tüberküloz tedavisinde kombine tedavi uygulanmalıdır. Basilin ilaçlara karşı geliştirdiği direnç nedeniyle tek ilaç tedavisi mümkün olmamaktadır. Ülkemiz gibi tüberküloz direncinin yüksek olduğu toplumlarda ilk 2 ay İzoniazid+Rifampisin+Pirazinamid veya Morfozinamid+Etambutol tedavisi uygulanır, devam eden 4 ay süresince de İzoniazid+Rifampisin ile tedavi tamamlanmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki tedavi protokolu ve süresi, kişide hastalığı oluşturan basilin direnç durumuna göre ve tedaviye alınan cevaba göre değiştirilmelidir.
Hastane Bölümleri > Göğüs Hastalıkları > Tüberküloz Verem Hastalığı
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









