Dahili Birimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dahili Birimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.12.2017

Dahiliye (İç Hastalıkları)

Dahiliye
Dahiliye Bölümü
İç hastalıkları departmanı çocukluk çağını aşmış bireylerin iç organ sistemleri ile ilgili incelemeleri yapar. Bu sisteme ait organların fonksiyon bozukluklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetini verir. Bunun yanı sıra sağlık hizmeti verdiği her bireyi kendisini hastalıklarda koruması için alınması gereken önlemler konusunda bilinçlendirir ve yönlendirir.


Genel dahiliye tıbbın tüm klinik branşlarına temel teşkil eden bir disiplindir. Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların büyük çoğunluğunun problemleri iç hastalıklarının ilgi alanına girmektedir. Üst ve alt solunum yolu hastalıkları, hiper tansiyon, mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, romatizmal hastalıklar gibi çok geniş bir alanı kapsar.



Dahiliye hangi hastalıklara bakar?
  • Şeker Hastalığı (DiabatesMellitus)
  • Tansiyon (Hipertansiyon), Bulantı, Kulak Çınlaması, Baş ağrısı, Baş dönmesi, Burun Kanaması, Kalp Ağrısı.
  • Karaciğer, Safra kesesi hastalıkları
  • Endokrinoloji (Tiroit, böbreküstü bezi hipofiz ve hastalıkları)
  • Metabolik hastalıklar ve obezite (kolesterol, Trigliserid yükseklikleri, gut hastalığı,diğer metabolizma hastalıkları)
  • Sindirim sistemi hastalıkları (ülser, gastrit , reflü hastalığı, kolitler)
  • Kansızlık ve kan hastalıkları, tanı ve tedavisi
  • Ağız kuruluğu
  • Göğüs ağrısı (buna bağlı sol kol ağrısı)
  • Sık idarara çıkma
  • Karın ağrısı
  • Mide ağrısı
  • Mide ekşimesi
  • Gastrit,
  • İshal, Kabızlık,
  • Terleme,
İç Hastalıkları

İç Hastalıkları Bölümü Alt Birimleri

1. Acil Dahiliye
2. Romatoloji
3. Gastroenteroloji
4. Hematoloji
5. Nefroloji
6. Göğüs Hastalıkları
7. Endokrinoloji
8. Enfeksiyon
9. Dahili Yoğun Bakım
10. Check-up ve koruyucu hekimlik

4.03.2013

Ağız ve Diş Hastalıkları

Ağız ve Diş Hastalıkları
Ağız ve Diş Hastalıkları Bölümü
Diş Eti Hastalıkları
Dişeti hastalıkları (Periodontal hastalıklar) dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70’inden periodontal hastalıklar sorumludur. Periodontal hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Diş fırçalama esnasında kanama en önemli belirtidir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Periodontitis; periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında "periodontal cep" oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla diş hekimine gitmek son derece önemlidir.


AĞIZ VE DİŞ HASTALIKLARI NEDİR.

Ağız ve diş hastalıklarını:


  • Ağız Kokusu
  • Diş Eti Hastalıkları
  • Ağız Kanseri
  • Ağız Yaraları
  • Peltelik
  • Pamukçuk

AĞIZ KOKUSU
Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile etkileyebilir.

SEBEPLERİ:
Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü ve ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.
Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Büyük miktarda sülfür bileşikleri de bu alanlarda birikir.
Eğer diş yüzeyi temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.
İleri derecede dişeti rahatsızlığına sahip olanlarda kişinin kendi başına temizleyebilmesi pek mümkün olmayan, ulaşılamayan alanlar vardır. derin dişeti cepleri gibi böyle alanlar da kötü kokuya sebep olur.
Şanslıyız ki ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç vermektedir ve problem halledilebilmektedir.
Diş Sağlığı


TEDAVİ YÖNTEMLERİ (Ağız boşluğu kaynaklılarda)
Diş problemleriyle diğer patolojik nedenlerin tedavisini yapın. Tam bir ağız muayenesi yaptırın. Koku testleri uygulanabilir ki bu testlerle uçucu sülfür gazları ve halitosis hastalığının boyutları tespit edilir.

İleri dişeti hastalıkları ve/veya diş çürükleri tedavi edilmelidir.

Ağız enfeksiyonları yok edilmeli gömük, sorunlu dişler çekilmelidir.

İyi bir ağız hijyenine özen gösterilmeli. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. ağız enfeksiyonları tedavi edildikten sonra gargaralar ve diş macunları da yardımcı olabilir.

Ağız kuruluğuna mani olmak için gün boyu su için.

Tükürük salgısını hareketlendirin: bakteri oluşumunu önlemek için ağzın oksijenlenmesine yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğnemek bunun en kolay yoludur. Bu arada mentollü pastillere dikkat! Kokuyu giderir gibi görünse de kuruluğa neden olur.

Su içeriği bol olan sebze (domates, kereviz, pırasa) ve meyveler (elma muhteşem bir ilaçtır) tüketin. Yiyeceklerinizin üzerine maydanoz doğrayın.

Eczanelerde satılan maydanoz yağı bazlı kapsüller alın.

Sarımsak, soğan ve baharattan kaçının (ya da, sarımsak ve soğanı pişirerek yemeyi tercih edin). Çoğunlukla kötü sindirildiklerinden süt ürünleri de bu probleme neden olabilir.

Dilinizin üzerinde biriken bakterileri temizlemek için bir dil raspası kullanın veya fırçalama sırasında dilinizi temizleyin.

Kahve taneleri çiğneyin, portakal veya limon kabuğu emin.

Alkol ve sigarayı bırakın.

Kötü ağız kokusundan şikayet edenler bu konunun üzerine gitmelidir. çünkü basit bir müdahale ile bu probleminizden tamamen kurtulmanız mümkün olabilir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahaleden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz diğer sebepleri de araştırmak gerekecektir.


DİŞ ETİ HASTALIKLARI

Dişeti iltihabı (piyore) nedir?
Periodontitis ya da halk arasında bilinen adı ile 'piyore' dişleri saran kemik ve dişeti dokularinin iltihabıdır. Dişler ağız içinde görebildiğimiz kron kısmı ve çene içine gömülmüş 'kök'ten oluşmuştur. Kökler kemik için de ince lifler yardımı ile tutunmaktadır. Bunun yanında çene kemiğinin iç yüzünü saran pembe dişeti'de dişin boyun kısmına yapışır. Dişeti iltihabı sadece gözle görülen dişetini değil, kemik dokuyu da etkileyeceğinden kontrol altına alınmayan bir dişeti rahatsizlıgı sonuçta çürüksüz dişlerin sallanmasına ve çekilmesine neden olacaktır.

Dişeti iltihabı nasıl başlar?
'Dental plak' da denilen mikrop tabakasının dişler üzerinde birikmesine izin verilirse bu tabaka içinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar. Dişeti hastalığının bu erken dönemine 'gingivitis' denir. Gingivitis aşamasi Resim 1'de görüldüğü gibi hafif kızarıklıkla kendini belli edebileceği gibi görüntü olarak daha hafifte olabilir.

Dental plak nedir?
'Dental plak' dişler üzerinde düzenli olarak biriken mikrop tabakasıdır. Bu tabaka istenmeyen 2 şeyi oluşturur.

Diş çürüğü
Dişeti hastalığı

Dental plak yumuşak ve renksizdir. Bu nedenle belli bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.

Sağlıklı dişeti nasıl görünür?
Saglıklı dişeti pembe ve dişleri sıkıca sarar durumdadır.

Dişeti hastalıklarına sık rastlanılır mı?
Evet diş çürüğünden daha sık. Neredeyse tüm erişkinler bir dereceye kadar bu hastalıktan etkilenir ve birçok vak'a da hiç çürüğü olmayan dişler sadece sallandıkları için çekilirler.

İltihaplı dişeti'nin görünümü nasıldır?
İltihaplı dişeti kırmızı ve / veya sis görünümündedir. Fırçalarken kanayabilir.

Dişeti iltihabının belirtileri nelerdir?
Dişeti rahatsızlıkları bazen fark edilemeden çok ilerlemiş olabilir. Bununla birlikte aşağıdaki belirtilerin bir ya da birkaçının birarada gözlenmesi dişeti rahatsızlığı olasılığını akla getirmektedir.


  • Ağız kokusu
  • Kırmızı ve sis dişetleri
  • Ağızda tat bozukluğu
  • Dişetlerinin çekilerek diş kökünün açığa çıkması
  • Sallanan dişler
  • Zamanla eğilen ya da çarpıklaşan dişler
  • Dişeti kanaması (diş fırçalarken ya da kendiliğinden)


Diş eti iltihabı tedavi edilir mi?
Evet. Ancak tedavi iltihabın ne derece ilerlediğine bağlıdır. Sadece 'gingivitis' safhasında yapılan tedavi yüksek başarı sağlar. Tedavi süresince, diş hekiminiz dişlerinizi diş taşından arındırıp diş fırçalama tekniğinizi en iyi hale getirecektir. Bundan sonraki sorumluluk size düşmektedir. Usulüne uygun yaptığınız temizlik, diş etlerini, pembe ve sağlıklı görüntüsüne kavuşturacaktır. Ancak tedavi'ye en kısa sürede başlanması şarttır.

Ağızdaki tüm dişler iltihaptan eşit olarak etkilenir mi?
Hayır. Temiz tutulabilen dişlerin etrafında dişeti rahatsızlığı görülmez. Hastalık, genellikle temizlenmesi zor olan arka dişler ve diş aralarında gözlenir.

Dişeti iltihabı nasıl yayılır?
Zaman içinde diş yüzeyine tutunan dental plak dişeti seviyesinin altına uzanır ve iltihabı olayı yayar. Bu durum genellikle çok yavaş ilerler ve dişe destek olan kemiğin harabiyeti ile birlikte diş ile dişeti arasında, normalde çok sığ olması (1-2 mm.) gereken bir boşluk oluşumuna neden olur. Bu 'periodontal cep' İltihabın yayılması ile daha da derinleşir.

İşte 'periodontitis' dişeti hastalıgının bu dönemine verilen addır. Yıkıma uğrayan kemik miktarı arttıkça dişler artan oranda sallanmaya başlar. Dişeti ceplerinin derinleşmesi çogu zaman beraberinde dişeti apselerinin oluşumuna neden olur. Bazı durumlarda da kemiğin erimesini takiben dişeti çekilir ve kökler görünecek şekilde ortaya çıkar. İltihabın bu derece ilerlemesi genelde ağrısız oldugu için hasta, olayın farkında olmayabilir.

İlerlemiş diseti hastalığı (periodontitis) tedavisi nasil yapilir?
Tedavi size uygun diş firçalama ve dişipi kullanma tekniklerinin öğretilmesi ile başlar. Daha sonra ki basamak ise doktorunuz tarafından dişleriniz üzerindeki diştaşı ve 'dental plak'ın temizlenmesidir. Bu işlem genellikle birkaç randevu gerektirir. Tedaviniz bittikten sonra, üzerinize düşen diş ve ağız temizliğini yaparsanız dişetlerindeki kırmızılık ve sisliğin ortadan kalktıgını ve sallanan dişlerinizin çene kemiğinize daha iyi tutundugunu izleyebilirsiniz. Bazı ileri durumlarda ameliyat olmanız doktorunuz tarafından önerilebilir. Böyle bir öneri ile karşılaştıysanız detaylı bilgi almak için lütfen dişeti uzmanımız ile görüşünüz.

Dişeti ameliyatından sonra neler beklemeliyim?
Dişeti ameliyatları ve diştaşı temizliği işleminden sonra dişeti iyileşmesinin doğal sonucu olarak dişetleri bir miktar küçülürler. İşte bu nedenle bazi vak'alarda dişler uzamış gibi görünür. Tedavi öncesi hastalık ne kadar ileri ise bu küçülme miktarı o kadar fazladır. Bu durum hastaları sadece estetik olarak değil sıcak-soğuk hassasiyeti şeklinde de rahatsız eder. Bu hassasiyet zamanla kendiliğinden azalabileceği gibi yüksek flourür içeren diş macunlarının kullanılması ile de ortadan kaldırılabılır. Dişeti ameliyatlarından sonra dişler eskisine göre daha fazla sallanma gösterebilirler ancak bu 2-3 ay içinde tamamen ortadan kalkar.

Dişeti hastalığının tek sebebi 'dental plak' mıdır?
Hem evet, hem hayır. Bazi insanlarin vücut savunma mekanızması çok gelişmiştir ve dişlerini fırçalamasalar bile çok ciddi boyutta dişeti rahatsızlığına yakalanmazlar. Bazıları ise diğer her yönden çok saglıklı olsalar bile, dişeti rahatsızlığına karsı dirençleri düşüktür ve ancak çok iyi bir ağız temizliği alıskanlığı ile hastalığa karşı koyabilirler.

Dişlerimi düzenli fırçalamama rağmen neden dişeti hastalığına yakalandim?

Büyük olasılıkla fırçalamayı tam ve etkin olarak yerine getiremiyorsunuz. Çoğumuz dişler ile dişetlerinin birleştigi bölgeyi tam anlamıyla temizlemenin ne kadar zor oldugunu bilmeyiz. Bu nedenle belki de fırçalama tekniğiniz ve sürenizin bir uzman yardımı ile düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Ayrıca diş fırçasının kıllarının dişler arasına giremeyeceği, buraların ancak diş ipi ile temizlenebileceğini hatırlamalısınız.

Tartar ile plak aynı şey midir?
Hayır. Tartar ya da bilimsel adı ile kalkülüs dental plagin değişik bir şeklidir. Tartar, tükürük içinde bulunan kalsiyum'un dental plak ile birleşip, sertleşerek dişler üzerine yapısması halidir. Tartar en sık alt ön dişlerin arka yüzeyinde birikir. Bir kez oluşması halinde tartar ancak diş hekimi ya da dişeti hastalıkları uzmanı (periodontolog) tarafından temizlenebilir. Anti-tartar özelliği olan dişmacunlari olusmuş tartarı ortadan kaldıramaz. Bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli, dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.


AĞIZ KANSERİ
Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.
Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.

Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir?
Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır.

Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri;

  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
  • Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar
  • Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi
  • Çiğneme ve yutma güçlüğü
  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
  • Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk
  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
  • Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.
  • Ağız kanseri riskinin azaltılması;
  • Sigara, sigar, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz
  • Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız
  • Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat artmıştır
  • Meyva ve sebzeden zengin diyetle besleniniz (araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir)
  • Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz .

Diş Fırçalama


AĞIZ YARALARI
Ağız içinde oluşan, bazen tekrarlayıcı olan yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabilir
Ağız yaraları, ağız içerisinde derin veya yüzeysel doku kaybına neden olan çoğu ağrılı ve sızılı belirtilerdir ve hepsinin de ciddi hastalıkların belirtileri olarak dikkate alınmaları gerekir. Ağız içerisindeki derin yaralar özellikle ağız içi kanserlerini düşündürmelidir. Genellikle daha önceden varolan kırmızı veya beyaz belirtiler üzerinden çıkarlar ve hızla yayılırlar. Erken tanı ve cerrahi çıkarma kesin sonuç verebilir. Çok sık olmamak üzere tüberküloz, frengi, bazı özel mantar hastalıkları gibi mikrobik hastalıklar da böyle derin yaralara neden olabilirler. Ayrıca çok seyrek görülen özel hastalıklar vardır. Daha sık görülen ve çok karışan grup yüzeysel yaralardır. ''Aft'' bunların en sık görüleni olup, ''ağız yarası'' sözcüğünün en çok kullanıldığı hastalıktır. Etrafı kırmızı, ortası sarımsı yara şeklinde olup, aniden ortaya çıkar ve 8 - 10 günde geçerler. Ağrılı olan hastalık, birden fazla sayıda ve sık yineleyerek seyrettiğinde çok rahatsız edici olabilir. Ayrıca çok sık yineleyen aftlar ''Behçet Hastalığının'' da belirtisi olabilir. Frenginin ağız içi belirtileri yara halini aldığında aftlara çok benzer sıyrıklar yapabilir ve çok yanıltırlar. Basit yanıklar, ağız içerisinde kabarcıklar ve sonra sıyrıklar yaparlar ve pek çok hastalığı da taklit ederler. Bazı ilaçlara bağlı olarak, duyarlı kişilerde yanık gibi birden ortaya çıkan ve şiddetli ağrılı olan reaksiyonlar görülebilir. Bunların şiddetli şekilleri bazen yaşamsal tehlikelere neden olabilse de genellikle kendiliğinden 15 - 20 gün içerisinde geçme eğilimindedir. Benzer şekilde yanığımsı yaralarla başlayan ve iyileşme eğilimi göstermeden sürekli yayılarak ilerleyen ''Pemfigus'' adlı hastalık bu grubun en önemli üyesidir. Aynı zamanda deride de benzer yaralarla süren hastalık, sürekli ağrılı, akıntılı ağız nedeniyle hastanın beslenmesini, sıvı alımını bozar ve çok ciddi yaşamsal tehlikelere sebep olabilir. Göz korkutan bütün bu hastalıklarda, bir deri hastalıkları uzmanının erken tanı ve tedavisi hayatı yeniden yaşanabilir hale getirecektir.


PAMUKÇUK

Belirtiler :
Bebeğin ağzında , ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabakadır. Yanak iç tarafları bazen dilde , damakta ve dişetlerinde peynire benzeyen çıkıntılı beyaz lekeler şeklinde görülür.

En çok yenidoğanda görülür fakat bazen daha büyük bebeklerde görülebilir. Özellikle antibiyotik verilen bebeklerde bu enfeksiyon oluşur.

Etken ve bulaşma :
Pamukçuk olarak bilinen mantar enfeksiyonu bebeğinizin ağzında sorun oluştursa da , aktivitesine daha önceden doğum kanalında monila sınıfı mantar enfeksiyonu olarak başlamıştır ve bebeğinizin bu enfeksiyonu aldığı yer de orasıdır.

Enfeksiyonun etkeni Kandida albicans’tır ve bu organizma normalde ağız ve vajinada yaşar. Diğer mikroorganizmalarla aynı anda kontrol edilir ve genelde problem çıkarmaz. Fakat bu denge bozulduğu zaman -hastalık , antibiyotik kullanımı ve hormonsal değişiklikler(gebelik gibi)- mantar için uygun olan koşullar oluşur.

Teşhis :
Pamukçuk ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur.Yanakların iç tarafına , dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınılırsa , altında deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir. Pamukçuk sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.

Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız doktora başvurun . Teşhis koymak için çoğunlukla parmak suretiyle bile muayene yeterli olmaktadır.

Tedavi :
Sağlıklı bir yeni doğmuş bebek genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa bazı antimantar ilaçlar iyileşme sürecini hızlandırabilir.

Maya enfeksiyonun kendisi tehlikeli değildir ancak ağrı yapar. Enden olarak antimantar ilaçlarla tedavi edilmezse komplikasyon görülür.



PELTEKLİK
Dil peltekliğinin nedenleri çeşitlidir: Müzmin nezle, bademciklerin hastalanmasından dolayı burundan konuşma, kısmi sağırlık, yarık damak bu duruma neden olabilir.

Bir harfin çıkarılamayarak bir diğeri ile değirilmesidir. Bu durum dilin yeterince eğitilmemesinden, lehçelerin
yapısından veya bazı dillerin fazla etkisinde kalmaktan kaynaklanabilir. Türkçe üzerinde tespit edilen pelteklik türleri aşağıda belirtilmiştir.
Pelteklik Türleri (Çeşitleri).
Zeleştirme: (J) yeri(Z). Örnek: Jale-Zale, Jilet-Zilet,
Seleştirme: Ş yerine S. Örnek: Paşâm-Pasam, şapka-Sapka
Jeleştirme: C yerine J. Örnek: Ancak-Anjak), Kucak -Kujak
Şeleştirme: S yerine Ş. Örnek: Sana söylüyorum-yerine sana şöylüyorum
Leleştirme: (R) yerine (L). Örnek: Birader-Bilader, Berber-Belber, Merhem-Melhem, Terlik-Tellik
İnce â yerine kalın a: Kemâl-Kemal, Lâstik-Lastik
Yukarıdaki örneklerde ilk sırada belirtilen sesler çıkarılamadığından ikinci sesler onların yerine ikame edilmektedir.
Bu seslerin çıkarılamaması durumunda bunların üzerinde uygun alıştırmaların sık sık yapılması gerekmektedir.
Aşağıdaki kelimeleri eğiticinin özel uyarılüarını dikkate alarak tekrar ediniz. Eğer bu seslerin herhangi biriyle ilgili
sorununuz yoksa geçebilirsiniz.
J- Jilet, jandarma, jale, jumbo,
Ş- Paşa, şaka, şakir, şeker
R- Rüya, hücreler, hürrem, harran, sarraf
A- Lale, lastik, lahana, kamil (altı çizilenler ince)
S- Sorgun, hassasiyet, fason

Sözlükte Ağız ve Diş:
Ağız:
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ.
Diş Anlamı:
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri

ADİŞSAD - Ağız ve Diş Sağlığı Kuruluşları Derneği http://www.adissad.org/


Psikiyatri

Psikiyatri

Psikiyatri Nedir:


Dünya Sağlık Örgütüne göre, sağlıklı olma hali; " yalnızca hastalık ya da sakatlık bulunmaması demek olmayıp, aynı zamanda BEDENSEL, RUHSAL ve  SOSYAL yönlerden de tam bir iyilik durumudur".
Tıp Bilimleri arasında psikiyatrinin önemi de bu tanımlamada bulunan üç temel "olmazsa olmaz" ögeyi içinde barındırmasından gelir.


Psikiyatri Uzmanı, insanı bir bütün olarak ele alır. Psikiyatri Uzmanı çalışmalarında;  İnsan hakları evrensel beyannamesinin " ırk, din, dil, politik inanç; ekonomik ve sosyal durum ayrımı gözetmeden; herkese, erişilebilecek en yüksek sağlıklı olma TEMEL hakkına sahiptir" ilkesinden hareket eder.


Eski Yunanca "PSYCHE" kelimesi, nefes, hayat, ruh manalarını ifade etmekte ve herkesin karşıtı olarak kullanılmaktaydı.


Tıp Bilimlerinin en yenisi sayılabilecek psikiyatrideki, 20. yy’ da başlayan bilimsel ilerlemeler göstermiştir ki; BEDEN ve RUH bir bütündür, ayrıca insan sosyal çeveresiyle vardır. Fiziksel hastalığı bulunan ya da sosyal çevresince kendine yabancılaştırılmış bir insanın yaşam kalitesindeki düzensizlik, ruhsal durumunu etkilemekte; beyin fonksiyonlarının bozulması sonucu ruhsal yönden düşünce ve davranışlarında düzensizlikle karşılaşan insan fiziksel olarak hastalanabilmektedir. Bu nedenlerle, psikiyatri insanı ruhu ve bedeniyle bir bütün olarak ele alarak inceler.


PSIKIYATRI (Ruh Hekimliği), PSIKIYATR (Ruh Hekimi) sözcüklerinin başka mesleklerin adlarıyla karışması sık karşılaştığımız bir olgudur.


Psikiyatri Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar?

  • Depresyon
  • Sosyalleşme bozukluğu
  • Gereksiz korkular
  • Kekemelik
  • Davranış bozukluğu
  • Uykusuzluk
  • Uyku bozukluğu
  • Huzursuzluk
  • Tedirginlik
  • Anksiyete Bozukluğu(Kaygı bozukluğu.)
  • Sosyal fobiözgül fobi
  • Kişilik bozuklukları
  • Alkolmadde kullanımıbağımlılığı
  • Öğrenme güçlüğü
  • Dikkat eksikliğiHiperaktivite
  • Panik atak
  • Şizofreni
  • İnsominio (Uyku bozukluğu)
  • Davranış bozukluğuna karşı gelen bozukluklar
  • Bipolar bozukluk (İki uçlu duygu durum bozukluğu )(Mani depresyon)
  • Şizoeffektif bozukluk
  • Davranış bozukluğuKarşı gelme bozukluğu
  • Mental Retardasyon (Zeka geriliği)
  • Psikiyatrik hastalıklarda tedaviler



Psikiyatri Bölümü


Psikiyatri Sözlük Anlamı: 


İsim, ruh bilimi Fransızca psychiatrie
İsim, ruh bilimi Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı.




Yabancı Dillerde Psikiyatri:
İngilizce: psychiatry
Almanca: Psychiatrie
İtalyanca: Psichiatria
Azerice: Psixiatriya
Farsça: روانپزشکی

Gürcüce: ფსიქიატრიაში
Ukraynaca: психіатрія
Rusça: психиатрия

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) : http://www.psikiyatri.org.tr

Nöroloji

Nöroloji
Nöroloji Nedir?:
Nöroloji, genel olarak beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, teşhis ve cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalıdır.
Nöroloji zamanla içine kapalı ve sınırlı bir dal olmaktan çıkmış, epilepsi, hareket bozuklukları, beyin damar hastalıkları, bunamalar, uyku bozuklukları gibi ayrıca özelleşmişlik gerektiren alt disiplinlere bölünmüştür, bunun yanı sıra 19. yüzyılda ruh hastalıklarıyla birlikte ele alınırken, 20. yüzyıldan itibaren psikiyatri ayrı bir dal olarak ayrılmıştır. Tüm bu alanlarda ciddi bir laboratuvar arka planın yanı sıra pek çok başka tıp alanı ile multidisipliner bir ilişkinin süreğen hale geldiği görülmektedir.
Beyni, omuriliği ve etraf sinirlerini ilgilendiren hastalıklar, (tümör, iltihap, kazalar vb.), umumiyetle aynı şeylerdir. Ancak bu yapıların görevine göre vücuttaki aksaklığın şekli ve genişliği değişir. Etraftaki sinirlerin rahatsızlıklarında görülen, o sinirin gittiği bölgede kuvvet ve his azalmasıdır. Yine sinirsel etkiyle bu bölgelerde terleme ve kanlanma da bozulur. Bunun sebebi bitkisel sinir sistemi liflerinin de etraf sinirleri içinde taşınmış olmalarıdır

Omurilik, organlardan beyne hissi, beyinden etrafa motor (hareketle ilgili) uyarılar ulaştıran bir ana yoldur. Buranın rahatsızlığında kuvvet kaybı, his kaybı ve bitkisel fonksiyonların yapılamaması ortaya çıkar. Ayrıca omuriliği zedelenen kişi, idrar ve dışkı kontrolünü de kaybeder.
Günümüzde nöroloji , içine kapalı ve sınırlı bir dal olmaktan çıkmış, epilepsi, hareket bozuklukları, beyin damar hastalıkları, bunamalar, uyku bozuklukları gibi ayrıca özelleşmişlik gerektiren alt disiplinlere bölünmüştür.


Nöroloji ile ilgili hastalıkların başlıcalarını aşağıda özetlemek gerekirse:

  • Baş dönmeleri (vertigo)
  • Baş ağrıları : Baş ağrılarının en sık sebebi olan migren ve gerilim tip (depresyon ve sıkıntı sonucu olan) baş ağrıları..vs
  • Felçler : Felçlerin günümüzde en sık nedeni pıhtı (emboli) atması ve hipertansiyondur. Aynı zamanda;nöroloji pıhtıya neden olan etkenlerle ve bu etkenlerle mücadeleyle uğraşır.
  • Sara yani epilepsi hastalığı
  • Parkinson hastalığı,MS (multipl skleroz) denen hastalık ve nöropati denen periferik yani vücudu yöneten sinirlerin hastalıkları ,kas hastalıkları
  • Beynin ve sinirlerin enfeksiyon hastalıkları: Örneğin; menenjit, ensefalit, miyelit... vs.
  • Doğumda veya doğum sonrasında oluşan beyin ve sinir hastalıkların tedavileri ve beyin tümörleri ve tedavisi
  • Bel ve boyun ağrıları (bel ve boyun fıtığı)
  • Kaza sonucu oluşan kafa travması, omurilik travması..vs.
  • Alzheimer (Unutkanlık)
  • Uyku bozuklukları
  • Beriberi hastalığı (B1 vitamini eksikliği ile ortaya çıkan metabolizma hastalığı)
  • Depresyon, manik depresyon (iki uçlu duygu durumu bozukluğu)
  • Beyin ,Sinir ve kas hastalıkları
  • Sosyal fobi
Nöroloji Hastalıkları

Nörolojik Hastalıklar, Beyin ve Sinir Hastalıkları 

  • Akustik Nöronom (İşitme siniri uru) 
  • Alzheimer Hastalığı  
  • Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS) 
  • Bakteriyel Menenjitin Tedavisi Nasıldır?
  • Bayılmanın Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri
  • Baş Ağrısı Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri
  • Baş Dönmesi Nedenleri  Tedavisi Nasıl Yapılır?
  • Baş Dönmesi ve Araç Tutması Nedenleri
  • Bel Fıtığı Nasıl Oluşur? Tedavi Yöntemleri 
  • Bellek Kaybı (Amnezi)  Nasıl Önlenir?
  • Beyin Felci 
  • Beyin Hastalıkları 
  • Beyin Kanaması 
  • Beyin Tümörleri Çeşitleri ve Tedavi Yöntemleri
  • Beyin absesi  
  • Beyinde Anevrizma Nasıl Ortaya Çıkar?
  • Charcot Marie Tooth Sendromu 
  • Deli Dana Hastalığı 
  • Demans (Bunama) 
  • Distal Spinal Muskuler Atrofi 
  • Duchenne Muskuler Distrofi 
  • Ensefalomyelit 
  • Epidural Apse 
  • Epilepsi (Sara) Hastalığı  
  • Gerilim Tipi Baş Ağrısı  
  • Glioma (Beyin Tümörü) 
  • Guillain Barre Sendromu 
  • Hidrosefali 
  • Hipofiz Adenomu  
  • Hipofiz Bezi Tümörleri 
  • Huzursuz bacak sendromu 
  • Kas Hastalıkları 
  • Kas güçsüzlüğü ve kas ağrısı yapan hastalıklar 
  • Kenfositik Koriomenenjit (LCM)
  • Menenjit  Belirtileri  
  • Meniere Hastalığı  
  • Migren  
  • Multipl Skleroz (MS)  
  • Multiple Myelom  
  • Muskuler Distrofi  Belirtileri 
  • Myasthenia Gravis (Otoimmun kas hastalığı) 
  • Myotonik Hastalıklar 
  • Nevralji  Belirtileri 
  • Nörodejeneratif Hastalıklar 
  • Nöromuskuler hastalıklar (Kas hastalıkları) 
  • Nöropati çeşitleri  Nasıl tedavi edilirler?
  • Nöropatik ağrı  
  • Parkinson Hastalığı  
  • Periferik Nöropati 
  • Poliomyelit (Çocuk felci)  Belirtileri 
  • Pozisyona Bağlı Baş Dönmesi Nasıldır?
  • Prion Hastalıkları 
  • Progresif Muskuler Distrofi (PMD) 
  • Sinir kesileri nasıl oluşur?
  • Siyatalji (Siyatik ağrısı)  
  • Spina Bifida  Önlenebilir mi?
  • Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) 
  • Transient (Geçici) İskemik Atak 
  • Trigeminal Nevralji  
  • Uyuşma ve Karıncalanma Nedenleri 
  • Vertigo (Baş dönmesi)  
  • Yavaş virüs enfeksiyonları 
  • Yüz Felcini
  • Öğrenme Bozukluğu (Disleksi) 
  • İnme (Felç) 
Nörolojik
Nöroloji Sözlük Anlamı:

isim, tıp (***) (l ince okunur) Fransızca neurologie
1. isim, tıp (***) Sinir bilimi
 2. Hastanelerde sinir hastalıklarıyla ilgili bölüm

Yabancı dillerde Nöroloji kelimesi:
İngilizce : Neurology
Almanca: Neurologie
Azerice: Nevrologiya
İtalyanca: Neurologia
Farsça: عصب شناسی
Gürcüce: ნევროლოგიის

Türk Nöroloji Derneği: http://www.noroloji.org.tr

3.29.2013

Kardiyoloji


Kardiyoloji Kalp ve Damar
Kardiyoloji Nedir: Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır.

Kardiyoloji önceleri iç hastalıklarının (dahiliye) bir alt dalı iken günümüzde ayrı bir anabilim dalı olarak çalışmaktadır. Yapılan araştırmalar ile biriken bilgi birikimi ve gelişen yeni teknolojiler, diğer araştırmalı ve/veya uygulamalı bilim dallarında olduğu gibi, kardiyoloji alanında da büyük gelişmeler olmasını ve alt bilim dallarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kardiyoloji son 30-40 yıl içerisinde tahminlerin ötesinde bir gelişme kaydetmiştir ve bu gelişmeler artarak devam etmektedir. Bu gelişmelerle birlikte, kardiyoloji içerisinde oluşmuş kimi alt dallar şunlardır:

  • Girişimsel kardiyoloji
  • Kalp elektrofizyolojisi

Tabii, alt dalların ortaya çıkması ve bunların üzerinde özelleşen doktorların ve araştırmacıların çalışması da yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine imkân sağlamaktadır.

Kardiyoloji biliminin tanı ve sağaltımını (tedavi) sağlamak için çalıştığı hastalıklar arasında, günümüzün en önemli sağlık sorunları arasında yer alan bazı hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıkların birkaçı şöyle sıralanabilir:


  • Hipertansiyon
  • Aterosklerotik kalp hastalıkları (koroner arter hastalığı gibi)
  • Kalp ritmi bozuklukları (aritmiler)
  • Doğuştan kalp hastalıkları


Nefroloji, endokrinoloji gibi dalların da ilgi alanına giren yüksek tansiyon, çeşitli hastalıklara bağlı olarak gelişen kalp yetmezliği, doğuştan ya da çeşitli hastalıklara bağlı olarak gelişen kalp kapak hastalıkları ve benzeri pek çok hastalık da kardiyolojinin tanı ve sağaltımı için uğraştığı hastalıklardandır.

Kardiyolijinin kullandığı tanı araçlarından bazıları şunlardır:

        Ekokardiyografi
        Elektrokardiyografi (EKG) ve ilgili tanı yöntemleri:

                Kalp stres testi ("efor testi" ya da "eforlu EKG" olarak da bilinir)
                Taşınabilir EKG aygıtı ("Holter monitörü" olarak da bilinir)

        Kandaki kalp enzimlerinin düzeyleri
        Koroner anjiyografi
Kalp ve Damar

Kardiyolojide, yataklı tedavi verdiği hastaları genel servis ve Koroner yoğun Bakım ünitelerinde(KYBÜ) yatırarak tedavi etmektedir. KYBÜ'ler genel durumu ağır açil müdahale gerekebileçek hayati tehlikesi söz konusu olan(Kalp Krizi geçirenler gibi) hastaların takipedildiği birimlerdir. KYBÜ kabul edilen hastaların Kalp Ritimleri, Tansiyonları, Nabız sayıları, Kan oksijen miktarları tüm hastaların bağlı olduğu merkezi bir monitörle takipedilmekte olup bu monitörler tesitedilen değerlerde bir anormallik olduğunda görevli personeli alarm vererek uyarmaktadır. Genel durumu düzelen hayati tehlikesi ortadan kalkan hastalarda tetkik ve tedavisine devam etmek üzere genel servislere alınarak takip edilmektedir. Günümüzde artan ihtiyaçlar doğrultusunda Kalp Damar Hastalıkları alanında profesyonelleşmiş hastaneler kurulmaktadır. Türkiye'deki bu tip hastanelerden bazıları Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi, Siyami Ersek ve Koşuyolu Kalp Damar Hastalıkları Hastanesidir.

Türk Kardiyoloji Derneği: http://www.tkd.org.tr/

Nefroloji


Nefroloji
Nefroloji Nedir?

Başlıca böbrekler olmak üzere, mesane ve idrar yollarını kapsayan boşaltım sisteminin hastalıklarını inceleyen bilimdir. Böbrek hastalıkları hekimliği/uzmanlığı olarak da adlandırılabilir.


Başlıca hastalıkları şunlardır:

Böbrek İltihapları (Nefrit, Pyelonefrit gibi)
Böbrek Yetmezliği (Akut veya kronik)
İdrar Yolu Enfeksiyonları
Hipertansiyon (Böbrek Kaynaklı)

Yönlendirici Bölüm Olarak Dahiliye, Nöroloji (Beyin ve sinir hastalıkları), Psikiyatri (Ruh Hastalıkları),
Enfeksiyon Hastalıları (İltihabi Hastalıklar), Göğüs Hastalıları (Akciğer Hastalıkları), Kardiyoloji (Kalp ve Damar Hastalıları), ile ilgili hastalıklar içinde yönlendirici bir görev üstlenir.
Böbrek

Nefroloji (böbrek hastalıkları) ile Üroloji arasındaki fark nedir?

Ürolojinin alanı vücut açısından çok daha geniş bir alanı kapsadığı gibi hem medikal hem cerrahi tedavi prensiplerini içerir.
Oysa Nefroloji sadece böbrek hastalıklarıyla ilgili olup böbrek yetmezlikleri ana konusudur. Nefroloji’nin üroloji gibi cerrahi çalışma alanı yoktur.
Halk arasında diyaliz diye geçen tedavi şekli Nefroloji biliminin sorumluluğundadır.


Türk Nefroloji Derneği: http://www.tsn.org.tr/


3.25.2013

Obezite ve Diyabet Polikliniği

Obezite
Obezite Nedir?
Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.


DİYABET NEDİR ?

Pankreastan salgılanan insülinin yetersizliği veya etkisinin azlığı sonucu ortaya çıkan kan şekerinin yüksekliği ile seyreden kronik bir hastalıktır.

DİYABETTE RİSK GRUPLARI

  • Ailede tip 2 diyabet olanlar
  • Gestasyonel diyabet olanlar
  • Makrozomili bebek doğuranlar(4kg dan büyük)
  • Sedanter yaşam
  • Obezite
  • Hipertansiyon
  • Hiperlipidemisi olanlar diyabet yönünden riskli gruplardır.


DİYABETİN BELİRTİLERİ

  • Açlık ve susuzluk hissinin artması
  • Sıksık ve çok idrara çıkma
  • Hızlı kilo kaybı
  • Bulanık görme
  • Yorgunluk hissi
  • Enfeksiyon artışları


DİYABETİN  TEŞHİSİ 

  • Açlık kan şekerinin 126mg/dl üzerinde olması,
  • Tokluk kan şekerinin (yemekten 2 saat sonra ) 200 mg/dl üzerinde olması,
  • 75 gr glukoz yüklemsi sonrası2.saat değerinin 200 mg/dl üzerinde olması,
  • Günün herhangi bir saatindekan şekerinin 200 mg/dl üzerinde olması ve diğer belirtilerinde görülmesiyle diyabet tanısı konulur.

DİYABET TİPLERİ

  • Tip 1 diyabet,
  • Tip 2 diyabet,
  • Gestasyonel diyabet,
  • Diğer diyabet çeşitleri,


TİP 1 DİYABET

  • Mutlak insülin eksikliği vardır,
  • Genellikle çocukluk çağında ve genç erişkin yaşlarda ortaya çıkar,
  • Polidipsi,poliüri,polifaji,kilo kaybı,dehidratasyon belirtileri vardır,
  • Tedavide mutlaka insülin kullanılır,
  • Tıbbi beslenme tedavisi,egzersiz, eğitim ve diyabetlinin kendi kendine takibi önemlidir.